Puan vermedi·304 syf.····Okunma: 11 Aralık 2025 10:29 Onu Sevdiğim Zamanlar ~ Kemal Varol
Merhaba sevgili kitapseverler, Bazı kitaplar vardır, seni bir hikâyenin içine almaz, seni kendi hikayenin içine geri bırakır. Bu bir kitap yada edebiyat incelemesi değil. Okurken altını çizdiğim cümlelerin, kulağımda çınlayan seslerinin, susarak büyüyen dönem insanının, göçün, eksilmenin bende bıraktığı bir iç döküş.
Kemal Varol yine aynı yerden vurdu beni. Yurtsuzlukla, aidiyetle, sessizlikle.Romanda coğrafya kaderdir cümlesinin içini Paris ile Arkanya arasında gidip gelen bir anlatıyla dolduruyor. Arkanya, Varol’un roman evreninde hayali bir şehri. Taşrayı, Doğu’nun gölgesini ve Türkiye’nin bastırılmış hafızasını çağrıştırıyor. Romanın arka planında 12 Eylül ve sonrası da var. Üstü örtülmüş, bastırılmış, kelimelerin arasına sinmiş bir şiddet olarak duruyor. Beyaz Toroslar, sivil polisler, fişlenme korkusu…
Bu kitapta beni en çok vuran şeylerden biri suskunluktu. Konuşamamanın, susarak hayatta kalmanın, kelimelerin tehlikeli olduğu bir coğrafyada büyümenin yükü. Yazar bunu edebiyatla kurmuş.Suskun karakter Joyce’a, Proust’a, Faulkner’a, Marquez’e ve İnce Memed’e tutunuyor. Edebiyata sığınarak ölmemeye çalıştım diyen bir alt metin buldum ben kitapta.
Bir yandan da bir aşk var. Ama bildiğimiz türden bir aşk değil. Daha çok iki yaralı insanın birbirine tutunması gibi. Suskunluğu sınırsızlığa çevirmeye çalışan, ama her an dağılabilecek bir bağ. Çünkü coğrafya izin vermiyordur. Çünkü geçmiş, her zaman masaya bir sandalye çekiyordur. Kitap boyunca şunu da düşündüm;
İnsan bazen bir yere ait olmadığı için değil, fazla ait olduğu için de kaçmak ister mi ? Ama nereye gidersen git o yer, seninle gelir ya hani. Paris’de Arkanya’dan kaçamıyor, Arkanya’da Paris’ten.
Şöyle bitirmek istiyorum iç döküşümü: Coğrafya insanın kaderine sızar, evet. Ama insan bazen kendi yarasının içinden de bir yurt kurmayı öğrenir. İçimizdeki o yurt, bazen bir şehir, bazen bir ses, bir suskunluk, bir insan olur. Belki de deniz gibi uçsuz bucaksız, kimseye ait olmayan ama bakıldıkça insana kendini hatırlatan. Onu Sevdiğim Zamanlar, tam da bu yüzden, insanın içindeki yeri arayan bir roman. Çok çok sevdim.
Herkese keyifli okumalar, sevgiyle