Ah, gülmek ne hoş şeymiş!
Düyşen uzaklaşınca soyunup usulca suya girdim. Derenin dibindeki beyaz, mavi, yeşil, kırmızı çakıllar bana baktılar. Hızla akan duru suya topuklarıma kadar girdim, sonra avcumla alıp alıp göğsüme çarptım. Buz gibi serpintiler gövdeme değdikçe gülüyordum. Ah, gülmek ne hoş şeymiş! Birkaç gündür neredeyse onu da unutacaktım. Gövdeme bir iki kez daha su serptikten sonra boylu boyunca uzandım dereye. Akıntı beni hemen sığlığa itti. Oradan kalkıp gene akıntıya bıraktım kendimi. Götür su, aktıkça bu günlerin kirlerini, pisliğini götür. Beni de kendin gibi tertemiz yap. Nedenini bilmeden gülüyor, suyla böyle konuşuyordum. Sevdiğimiz insanların izleri neden bir yerde sürekli kalmazlar? Neden onları her aradığımızda bulamayız? Bugün Düyşen'le birlikte indiğimiz o keçi yolunu bulsam kapanır izlerini öperim. İlk Öğretmenim Cengiz Aytmatov
Edebiyat
·
15 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.