Sadece kadının etek boyu mu?
Şu dünyada Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın yasak kıldığı tek şey kadının saçı mıdır? Sizin dinden anladığınız sadece kadının etek boyu mudur? Allah Subhânehu ve Teâlâ, 604 sayfa, 30 cüz ve 6236 ayetten oluşan kitabında yalnızca beş vakit namaza mı ahkâm indirmiştir kardeşim? Resûl ﷺ nübüvvetten sonra sadece tuvalete nasıl girilir, tırnak nasıl kesilir diye ashabına örneklik mi etmiştir? Vallahi benim inandığım din bu değildir. Bu kadar kısır bir din değil. Allah Subhânehu ve Teâlâ; ibâdetlere dair hükümler indirdiği gibi muâmelâta, içtimaî hayata, iktisadî nizama, siyâsî nizama, aile hukukuna, ceza hukukuna, ahlâkî ilkelere, eğitim anlayışına ve ümmetin diğer bütün alanlarına dair de hükümler indirmiştir. Faizin haram kılınmasından miras taksimine, yetim hakkının korunmasından ölçü ve tartıda adalete, zulmün yasaklanmasından emanetin ehline verilmesine, hâkimiyetin adaletle icrasından suç ve cezalarda ilâhî hudûdun belirlenmesine kadar hayatın tamamı ilâhî hitabın konusudur. Allah Subhânehu ve Teâlâ ayetinde şöyle buyurur: “ Hüküm yalnızca Allah’ındır. O, kendisinden başkasına kulluk etmemenizi emretmiştir. İşte dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.” (Yûsuf, 12/40) Ve yine Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurur: “Dikkat edin! Yaratmak da emretmek/hükmetmek de sadece Allah’a aittir. Âlemlerin Rabbi olan Allah ne yücedir.” (A‘râf, 7/54) Hükmetmek Allah’ın hakkıdır. Yaratma nasıl yalnızca Allah Subhânehu ve Teâlâ’ya aitse, emretmek ve hükmetmek de yalnızca O’na aittir. İdeoloji, parti, milletvekili, sistem veya herhangi bir beşerî yapı; bir sineği dahi yaratamıyorken, hayat hakkında hüküm koyma yetkisini kendinde nasıl görebilir? Nasıl ki Allah’tan gayrısının yaratabileceğini iddia etmek apaçık bir küfür ise; Allah’tan başkasının hükmedebileceğini söylemek, onu bu yetkiye sahip görmek yahut bu yetkiyi ona vekâleten vermek de aynı şekilde küfürdür. Çünkü yaratamayan hükmedemez; aciz olan ilâh olamaz; ilâh olmayan da helâl haram, yasak serbest tayin edemez. Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın "Dikkat edin! Yaratmak da emretmek de sadece Allah’a aittir" buyruğu, bu hakikati kesin bir çizgiyle ortaya koyar. Bu çizgiyi aşan her sistem, her ideoloji ve her beşerî otorite; Allah’ın rubûbiyetine el uzatmış, tağutlaşmiş olur. İmâm Şevkânî رحمه الله bu hakikati şöyle ifade eder: "Hüküm koyma yetkisini Allah’tan başkasına veren kimse, onu rab edinmiş olur. Çünkü teşrî‘ (kanun koyma) rubûbiyetin özüdür." Bu sebeple helâl haram, yasak serbest, meşru gayrimeşru belirleme yetkisini Allah’tan alıp beşere veren herkes, fiiliyle tevhidini bozmuş bir müşrik olur. İslâm; yalnızca bireysel ibadetlere hapsedilecek bir din değil, hayatı baştan sona kuşatan ilâhî bir nizamdır. Allah’ın indirdiğiyle hükmetmeyi reddedip beşerî hükümleri üstün tutanlar ve tağut sistemlere vekâlet verenler değil; hükümde, yasamada ve ölçüde yalnız Allah Subhanehû ve Teâlâ'yı tek ve yegâne merci kabul edenler dosdoğru yol üzeredir.
Din
·
109 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.