Kuşlar, gündüzlerin eğlencesiydi, güne aittiler. Sabahları kuşlarıyla oyalanıyordu ama akşamları başka bir uğraşı vardı anneannenin. Özlemini çektiği sohbetler için gün batımını bekliyordu. Yatağının baş ucunda asılı duran yaldızlı çerçeveden hop diye odaya atlıyordu kocası. Üstünde apoletleri sırmalarla süslü tören üniforması, belinde kılıcı, sol kaşın üstüne eğilmiş kalpağı ile dünyanın en yakışıklı zabiti yatağının ucuna oturuyordu. Bir tek o kalmıştı dertlerini dinleyecek. Anneanne aklında yüreğinde ne varsa anlatıyordu sabahlara kadar. Kocası kendine çok yakışan üniformasının içinde vakur, sessiz, sözünü hiç kesmeden saatlerce dinliyordu anlattıklarını. Sabaha karşı usulca duvardaki yerine dönüyordu. İşte ancak o vakit anneanne başını yastığa bırakıyor, gözlerini yumuyor ve yeni bir güne hazırlanıyordu. Ve tam dalmadan önce ürpererek hatırlıyordu binlerce yıl önce gecenin karanlığında bahçe taşları üstünde duymayı hayal ettiği ayak seslerini.Foto Sabah ResimleriAyşe Kulin