UZAKTAN AŞK - AMIN MAALOUF KİTAP İNCELEMESİ
Uzaktan Aşk, hızlıca okunan akıcı ve etkileyici bir metindi benim için. Bana göre yazarın dili okuru baymıyor ve damakta keyifli bir tat bırakıyor. Yine de bu kitabın her okura hitap eden bir kitap olduğunu düşünmüyorum çünkü okuduğumuz şey bir libretto, bir opera metni. Bu sebeple yoğun estetik kaygıları ve duyguların coşkusunu barındırıyor içinde.
Kitap benim içinde bulunduğum ruh haline hayli yakın bir anlatı sunduğu için okurken çokça iç geçirdiğim an oldu. “Gerçek aşk neydi? Bir mesafe içinde aşk yaşanır mıydı? Ya da bunun adı aşk olur muydu?” Tüm bu soruları kitap sayesinde yeniden soruyoruz kendimize. Kitapta yalnızlık baskın bir noktada olmasına rağmen beni daha fazla içine alan duygu aşk ve hüzün oldu. Zaten bana kalırsa bir aşkı aşk yapan da içindeki hüzün, yersiz coşku ve bu duygular roller coaster’ıdır.
Kitaba geri dönecek olursak yazarımızın aşkı ele alış biçimi biz okurun da aşkı sorgulamasına sebep oluyor desek yanılmış olmayız herhalde. Jaufre Rudel’ın gündelik sığ ilişkilerden bıkıp kendi zihninde tasarladığı bir kadına aşık olduğunu görüyoruz. Ana karakterimiz artık gerçek aşkı istiyor. Ama yaşadığı coğrafyada edindiği deneyimler onun uzakta olduğu düşüncesine ve hayallerine tutunmasına sebep oluyor ta ki Gezgin gelip de o kadının gerçekten var olduğunu söylediği ana kadar. Bu noktadan sonra işler değişiyor; Jaufre artık bir hayale değil gerçek birine aşık olduğunu anlıyor ve başka hiçbir şey düşünemez oluyor. Hayallerindeki ve şarkılarındaki o saf aşk artık bu kadına tamamen yoğunlaşıyor. Bir diğer yandan yine Gezgin’den dünyanın öbür ucunda bir aşığı olduğunu duyan Clemence önce neye uğradığını şaşırıyor, öfkeleniyor, ardından gururu okşanıyor. İçten içe hiç kavuşamayacak olduklarını bildiği için bu saf aşkın içinde mutlu oluyor. Beklentisi olmadığından acı da çekmiyor kendi deyimi ile.
Ki gerçekten de böyledir insanı harap eden yine kendi beklentileridir.
Bu saf aşk Jaufre’nin Clemence’in de aşkını öğrendiğini duyunca hayalin ve mesafelerin kanadından sıyrılıp gerçekliğe dönüyor ve Jaufre Clemence için yollara düşüyor. Düştüğü yolda ise gerçek aşkın adeta hayallerde güzel olduğunu anlatan bir şekilde başına gelen felekatle sonuna hazırlanıyor. Belki de ona hiç kavuşmamayı göze alabilseydi her şey bambaşka olabilirdi.
Hali hazırda Jaufre aşkı tasarlayan ve arayan bir karakter. Clemence ise bekleyen, sabreden. Gezgin ise aşkı büyüten olgunlaştıran kişi. Yollarının kesişmesiyle de aşkın büyüsünü sunuyorlar bizlere.
Ben aşkın ulaşılamadığında daha kutsal olduğu görüşünü reddeden biriyimdir günlük yaşantımda. Gerçek aşk ona sahip olduğunda ne kadar emek verdiğin ve onu taşıyabildiğin zaman değerlidir benim için. Bu sebeple kitaptaki son benim bakış açıma uymuyordu. Elbette hayaller her zaman gerçeklerden daha güvenlidir ve daha az acıtır. Ama gerçekten yaşamak tüm bunları göze alabilmek demektir.
Tüm bu yorumların ardından Maalouf'un şiirsel ve masalsı dili hoşuma gitti. Okurken keyif aldım, kaliteli vakit geçirdim hatta oyunu kafamda izledim bile diyebilirim. Bana zamansal olarak da her şey olması gerektiği gibi geldi açıkçası. Bu tarz metinlere ilgi duyanlar için oldukça güzel bir kitap. Benim için bazı şeyleri yeniden düşünme fırsatı verdi ve gerçek aşk uğruna beklemeyi, mesafeyi ve her şeyi göze alabildiğinde onun gerçek olduğunu, değerinin ve tadının çıkacağını hissedebilmemi sağladı.
Uzaktan AşkAmin Maalouf