·238 syf.····Okunma: 19 Aralık 2025 19:57 Puslu Kıtalar Atlası’nı okurken sanki bir roman değil de garip bir rüyanın içindeymişim gibi hissettim. Başta dili ve anlatımı biraz zorlayıcı geldi ama ilerledikçe insan alışıyor ve hatta o eski kelimeler hikâyenin havasını çok güzel tamamlıyor.
Kitap 17. yüzyıl İstanbul’unda geçiyor ama bildiğimiz tarih anlatımı yok. Gerçekle hayal sürekli iç içe. Özellikle Uzun İhsan Efendi karakteri çok ilginçti; rüyalar, kader ve bilgi üzerine düşündürüyor. Olayları okurken “Bu gerçekten oluyor mu, yoksa birinin zihninde mi?” diye sık sık durup düşündüm.
Roman hızlı akmıyor ama merak duygusunu hep canlı tutuyor. Bazı bölümlerde tekrar tekrar okumak zorunda kaldım, ama bu da kitabın etkisini artırdı. Bitirdiğimde her şey tam anlamıyla yerine oturmasa bile, aklımda uzun süre kalan bir kitap oldu.
Genel olarak farklı, alışılmışın dışında ve biraz sabır isteyen bir roman. Klasik romanlardan sıkılan ve düşündüren kitapları sevenlere tavsiye ederim.