Auschwitz, insanlık tarihinin en karanlık duraklarından biri. Auschwitz Kütüphanecisi bu karanlığın içinden çıkan gerçek bir yaşam öyküsünü anlatıyor. Lale Sokolov’un kamptan sağ kurtulması ve sonrasında yazarla yollarının kesişmesi, anlatının belgesel yönünü güçlendiriyor. Bu da okuduklarınızı kurmaca olmaktan çıkarıp daha sarsıcı bir noktaya taşıyor.
Ancak edebi açıdan beklentisi yüksek olanlar için dilin oldukça sade olduğunu söylemek gerek. Anlatım düz, süssüz ve duyguyu daha çok yaşananların ağırlığı taşıyor; kelimeler değil. Buna rağmen kitap hızlı okunuyor, zorlamıyor ve akıp gidiyor. Asıl etkisini de buradan alıyor zaten: karmaşık cümleler kurmadan, yaşanan dehşeti olduğu gibi aktarmasından.
Toplama kampları, Holocaust anlatıları ve gerçek hayat hikâyeleri ilginizi çekiyorsa; edebi derinlikten çok tanıklığa önem veriyorsanız bu kitap sizi yarı yolda bırakmaz. Kolay okunur, ağır bir konuyu sade bir dille anlatan, düşündüren ama yormayan bir eser.