Okurken Aklımı Kaybetmeye Bir Adım Kaldı
10/10
·380 syf.··
Beğendi
·
2025 86. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Aralık 2025 09:10
Dr. Lester Sheehan’ın günlüğünden başlar her şey. Daha ilk anda anlatıcının sağlam zeminde durmadığını hissederim. Yazmasının nedeni anlatmak değil, tutunmaktır. Unutmaya başladığını söyler; eşyaları, anları, zamanı. Zamanı bir kitap ayracı gibi tarif eder ama o ayraçlar yerinden oynamıştır artık. Bu yüzden yazar. Hayatını güzelleştirmek, kendini aklamak için değil. Hatta buna izin vermeyecek bir “öteki”nden söz eder. Kim olduğunu tam bilmeyiz. Bildiğimiz tek şey şudur: Bu hikâye bana anlatılıyor çünkü anlatan kişi kendine güvenmiyordur. Ben de doğal olarak temkinli olurum. Sonra Teddy ve Chuck çıkar karşıma. İlk kez ortak bir işe giden, birbirini tanımayan iki adam. Ama aralarındaki yakınlık zamandan değil, benzer zihinlerden doğar… ya da bana öyle görünür. Sessizlikten rahatsız olmazlar, gürültüyü değil ayrıntıyı dinlerler. Tehlikeyi büyütmezler; onu kelimelere bölerek ehlileştirir, mantıkla ve ironiyle parçalarlar. Absürtlükle baş etmeyi bilirler, hatta bundan küçük zihinsel oyunlar çıkarırlar. Aralarında bir lider–takipçi ilişkisi yoktur; daha çok doğal bir eşlik vardır. Ada onları yakınlaştırmaz; sadece zaten uyumlu olan iki mizacı yan yana getirir. Ya da ada, bana bunu böyle göstermek istiyordur. Chuck’ı anlatırken özellikle duraksarım. Konuşma becerisi, kendine özgü anlamlı ve anlamsız kelime oyunları, kadınlarla kurduğu o sınırda dolaşan flörtleşmeler… Ama her seferinde karşısındakini yakalayan cümleleri ve bu hafif, gösterişsiz özgüveni. Bunların hepsi Chuck’a ait midir, yoksa Teddy’nin ona bakışından mı süzülür, emin olamam. Bildiğim şu: Zindan Adası’nda en sevdiğim şeylerden biri bu diyaloglardır. Kelimelerin sözlük anlamından çok niyetine çarpan, karşısındakinin takıldığı sözcüğü anında yakalayıp oradan hamle yapan, entelektüel bir gösteri değil de zekâların birbirini yokladığı konuşmalar. Teddy’ye gelince… doktorun anlattığı Teddy vardır önce. Serttir, alfa erkektir. Ortamda hiyerarşi netleşti mi işler yoluna girer; o ana kadar yaşanan gerginlik neredeyse kaçınılmazdır. Güçlü, kontrol sahibi, doğal bir lider gibi çizilir. Fazla düzgün bir portredir bu. Tam da bu yüzden, aklımın bir köşesinde hep şu durur: Bu gerçekten Teddy midir, yoksa iyi kurulmuş bir tanım mı? Hikâye ilerledikçe adanın kendisi de tuhaflaşır. Başta “abartılıyor” dersin; sonuçta bir hastane, aynı zamanda bir hapishane. Ama sonra buranın sıradan bir kapalı alan olmadığını sezersin. Burası gizli bir yer gibidir; içinde olanın içeride kaldığı bir karakutu. Girersin ama neyin kaydedildiğini, neyin silindiğini bilmezsin. İnsanlar burada gerçekten yalan mı söyler, yoksa bir şeyleri o kadar çok tekrar ederler ki, en sonunda hangisinin gerçek hangisinin uydurma olduğu ayırt edilemez hâle mi gelir, belli olmaz. Bir yerden sonra hikâye bir “oyun” hissi verir. Ama bu oyunu kim yazmıştır, kim oynamıştır, kim sadece sahnededir; orası bulanıktır. Belki de asıl mesele oyunun kendisi değil, ona bir son yakıştırma ihtiyacıdır. O sona kimin yürüdüğü, kimin yönlendirildiği hâlâ net değildir. Zindan Adası ’nı okurken benim için asıl mesele çözmekti. Daha önce filmini izlemiş biri olarak da, bu kez elimde daha fazla parça var sanıyordum. Ama kitap ilerledikçe fark ettim ki çözdüğümü sandığım her an, aslında yeni bir geri çekilme noktasıydı. Parçalar yerine oturuyor gibi oluyor, sonra o düzen kendi kendini bozuyordu. Çözüyorsun; ama çözdüğün şey bile tam olarak çözülmüş sayılmıyor. Ve kitabı kapattığımda aklımda kalan cümle şuydu: “Belki bu dünyada bilmemeye mahkum edildiğimiz birkaç şey vardır. O kitap da bunlardan biri olabilir.” (s.251 ePub)
Zindan AdasıDennis Lehane · Artemis Yayınları · 2010451 okunma
·
11 +1'leme
·
3.883 Gösterim
6 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Her zaman olduğu gibi, verdiğiniz emeğe hayran kaldım. Diyaloglardan karakter analizlerine, tespit ettiğiniz ince detaylara kadar her şey kitabı adeta yeniden yazarcasına bir özenle kaleme alınmış. Ben de henüz okumamış biri olarak yazınız sayesinde sadece bir özet değil sanki bir edebiyat dersi almış gibi hissettim. Büyük keyifle okudum çok teşekkür ediyorum bu kıymetli paylaşım için... :) 🙏
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim, böyle bir geri dönüş almak gerçekten çok kıymetli😊🙏. Yazının okurda sadece “anlama” değil, düşünme isteği uyandırması benim için yeterliydi. Keyifle okunmuş olması ayrıca mutlu etti. 🌿
Beğendim Peşin peşin başlık bana sonra oku dedi🤦🤪
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
😂 teşekkürler 🙏
Sizin yorumunuzu merak ediyorumdum, filmi izlemiştim kitabı da alabilirim artık. Emeğinize sağlık 📚☕
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim 😊🙏. Okurken daha çok ayrıntı yakaladığınızı düşüneceksiniz ama sonunda acaba yine bir bilinmezlik olacak mı? Keyifli okumalar diliyorum.
Kitap okumayı sevdiğim kadar sizin incelemeleri okumayı da seviyorum.Filmin fragmanını bir kaç kez görüp izlememiştim Sanırım kitap filmi ona katlamış sizin deyiminizle. İyi ki yazıyorsunuz ve biz de keyifle okuyoruz.Ellerinize saglık.
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim 😊🙏. Film izleyip kitabı okuyabilirsin hiç fark etmeyecek ender hikayelerden gerçekten…
Nasıl böyle gzel incelemeler yazıyorsunuz üşenmiyorsunuz 😂😂Bravoooo 👏🏼 filmi baya iyiydiii kitabı çok çok beyin yakar okumaya korkuyorum
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
Buket 😄🙏