·528 syf.··Beğendi
···Okunma: 20 Aralık 2025 01:27 Herkese merhaba. Bugün Bronz serisinin üçüncü kitabıyla sizlerleyim.
Ben kitabı bitirdim ama asıl kitap beni bitirdi sanki. Unutulan anılara mı üzüleyim, geçmişte yaşananlara mı üzüleyim, aşk beklerken savaşmalarına mı üzüleyim yoksa kitabın sonuna mı kahrolayım bilemedim. Cidden o son neydi öyle! O kısımda ilk bir iki sayfa “O güçlü biri, bir şey olmaz ona.” diye okurken, son sayfada üzerine beyaz örtü örtüldüğünü okuyunca gözyaşlarıma engel olamadım. Hâlâ kabullenmeyi reddediyorum bu arada.
Kahrettiği kadar okurken keyif de aldım tabii ki. Özellikle Bronz’un kıskanç hâllerini okumak beni aşırı keyiflendirdi. Armen bu kitaba iyi ki gelmiş de Bronz’un burnunun sürttüğünü gördük biraz Şimdi re-read yaparken “Bronz’um yapmaz, onun mantıklı bir sebebi vardır.” diye dolaştığıma bakmayın; kitabı ilk okuduğumda Bronz’a inanılmaz gıcık olmuştum.
Bu arada söylemeden geçemeyeceğim: Hisar bu kadar zeki bir karakter olarak gösterilirken, konu Bronz’un geçmişe atıfları falan olunca üstüne asla düşünmeden geçiştirmesi ve salak kalması baya sinir etti. Bir de bazı yerlerdeki gereksiz inadı var tabii. Ya otur, bir dinle şu adamı; ne diyecek, sonra ne yaparsan yap. Sürekli burnunun dikine gitmeye çalışması bir süre sonra sıkmaya başladı.
Her şeye rağmen bayılarak okudum. Zaten kendisi benim favori serim olur. Hâlâ okumayanlara kesinlikle bir şans verin derim.
10/10