Bazı yalnızlıklar kalabalıkta değil,
umut ederken yaşanır.
Beyaz Geceler, büyük olayların değil;
küçük duyguların, kısa karşılaşmaların,
söylenemeyen cümlelerin kitabı.
Birkaç gecelik bir yakınlık,
ama ömür boyu iz bırakan bir bekleyiş.
Dostoyevski burada acıyı bağırarak değil,
fısıldayarak anlatıyor.
Okurken insan şunu fark ediyor:
İnsan bazen sevilmediği için değil,
sevileceğine inandığı için inciniyor.
Bu kitapta aşk, sahip olmak değil;
anlamak, beklemek ve sessizce kabullenmek.
Ve belki de en zor olanı:
mutluluğun başkasına ait olduğunu görüp
yine de iyi dileklerle geri çekilmek.
Kısa ama derin.
Yavaş okunan,
bitince kalpte hafif bir sızı bırakan bir hikâye.