Gönderi

açılın, hayatımın incelemesi geldi.
10/10
·639 syf.··
2025 35. kitabı
(yıllar boyunca okumayı hep erteledim. sanırım bunun sebebi şuydu; bu eseri hayatımda sadece bir kere ilk defa okuyacağım. sonrası asla ilk defa olmayacak. ve bu tadı hemen harcamaya kıyamadım. ama o gün geldi ve bitti. 2 ay boyunca dağlarla, köylerle ve memed’in cesaretiyle baş başaydım. ve şimdi bu incelemeye ne yazarsam yazayım hep eksik kalacak. yine de kendimce deneyeceğim. hadi bakalım.) ince memed, sadece bir roman değil; insanın içini acıtan ama aynı zamanda öfkelendiren, isyan ettiren, ayağa kaldıran bir hikâye. yaşar kemal bu kitabı yazarken sanki çukurova’nın sıcağını, tozunu, yoksulluğunu ve isyanını kelimelerin üzerine örtmüş. okurken yalnızca memed’i değil, ezilen herkesin kalbini takip ediyorsunuz. evet, kabul edelim: konu aslında bilindik. zulme başkaldıran bir başkahraman, güç sahibi bir zalim ve sonunda gelen hesaplaşma… dünya edebiyatında, destanlarda, filmlerde defalarca karşımıza çıkan bir anlatı bu. hatta ince memed dört kitap boyunca bakıldığında, olay örgüsü açısından belirli bir tekrar da içeriyor. dört kitapta da benzer bir döngü var: memed dağlarda kaçıyor, jandarma ve onu yakalamak isteyenler peşine düşüyor. köylüler onu saklıyor, besliyor, yol gösteriyor. ve her kitabın sonunda bir ağa ya da bir bey öldürülüyor. kâğıt üzerinde bakıldığında, bu tekrar “aynı hikâye” gibi görünebilir. ama ince memed’i ölümsüz yapan tam da burada başlıyor. çünkü yaşar kemal aynı hikâyeyi tekrar tekrar anlatmıyor; aynı yarayı farklı yerlerinden gösteriyor. her kitapta zulmün şekli değişiyor, korkunun rengi değişiyor, memed’in yükü ağırlaşıyor. kaçan sadece memed değil; bir halk, bir adalet özlemi, bir umut da onunla birlikte dağlara vuruyor. yaşar kemal’in dili ve anlatısı bu tekrarları monotonluktan kurtarıyor. doğa yine konuşuyor, dağlar yine sığınılacak yer oluyor ama her seferinde başka bir anlamla. memed büyüdükçe, efsaneye dönüştükçe insanî yanını da daha çok hissediyoruz. o artık sadece bir kişi değil; köylülerin fısıltılarında yaşayan bir simgeye, bir efsaneye dönüşüyor. memed’in hikâyesi bir “eşkıya” hikâyesi gibi başlıyor ama çok kısa sürede anlıyoruz ki mesele dağa çıkmak değil, mesele insan kalabilmek. zulmün sıradanlaştığı, zalimin alkışlandığı, halkın işkenceyle sindirilmeye çalışıldığı bir dünyada, adaletin ancak başkaldırıyla, şiddetle, silahla mümkün olduğu bir yerde memed’in büyümesini izliyoruz. korkak, içine kapanık bir çocuktan; haksızlığa boyun eğmeyen bir simgeye dönüşmesi esasında çok sarsıcı. çünkü bu dönüşüm süslü kahramanlıklarla değil, dayakla, açlıkla, kayıpla ve çaresizlikle olur. zalimlerin ölmesi asıl mesele değil. asıl mesele, zulmün her seferinde başka bir yüzle geri dönmesi ve ona karşı durmanın hiç bitmeyen bir mücadele olması. bu yüzden her kitap benzer bir sonla bitse bile, bıraktığı his aynı olmuyor. işte bu nedenle ince memed dört kitap boyunca kendini tekrar eden bir hikâye değil; direnişin, umudun ve insan kalma çabasının destanı olarak hafızada kalıyor. yaşar kemal, bildik bir hikâyeyi anlatırken onu diliyle, ritmiyle ve vicdanıyla zamansız kılıyor. ince memed belki her şeyi değiştiremez ama bir kıvılcım yakar, bir ihtimali diri tutar. ve bu ihtimal yıllar geçse de eskimez. ve bugün bizleri ayakta tutan da bu ihtimal değil mi zaten.. işte bu yüzden ince memed hâlâ okunuyor, hâlâ konuşuluyor. çünkü yaşar kemal aynı hikâyeyi anlatmamış; o hikâyeye ruh, ses ve hafıza kazandırmış. iyi ki bu dünyadan kalemiyle, sözüyle, ince memediyle geçti yaşar kemal. ve iyi ki onunla aynı çağdan aynı dilden geçiyorum ben de.
İnce Memed 4Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202121,5bin okunma
·
59 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.