·480 syf.··Beğendi
···Okunma: 20 Aralık 2025 15:13 Genç Mungo elimden bırakamadan okuduğum bir kitaptı.
Şiddet kullanarak onu erkek yapmaya çalışan abisi, kendini oradan kurtarmak için çabalarken bir yandan da kardeşine annelik yapan ablası, kendi yaşadıklarına odaklanan alkolik annesi ve çevresindeki bu şiddete, fakirliğe, kaosa rağmen sevgi ve şefkati bırakmayan on beş yaşındaki Mungo. Üzgün, kaygılı biri Mungo ama bu kaygılı haline iyi gelen biri var. James. Güvercinlikte başlayan arkadaşlıkları gizli saklı bir sevgililiğe evriliyor. Bir arada mutlu, huzurlu olsalar da bu uzun sürmüyor. Dışarıdaki yaşam kendini hatırlatıyor.
90'lar İskoçya'sında geçen romanda, onların toplumsal cinsiyet rollerine uymaları bekleniyor. Ataerkil düzenin, şiddetin, bağımlılıkların arasında onlardan bu düzene uyan "erkek"ler olmaları isteniyor. Bu düzen şiddeti sürekli yeniden üretiyor. Oradaki çocukların bulundukları mahallenin dışına çıkarmıyor. Kimi zaman neden birbirlerine şiddet uygulamaları gerektiğini bilmiyorlar bile. Onlardan bekleneni yapıyorlar. Şiddeti yaratan ayrımın en büyük sebebi ise Protestanlar ve Katolikler arasındaki mezhepsel çatışmalar. Mungo Protestan iken James Katolik. İkisi arasında bu sorun olmazken dışarı için aynı şey geçerli değil. Bu kavganın içine zorla da olsa sürükleniyorlar.
Kitabı iki farklı zaman dilimi arasında gidip gelerek okuyoruz. Bu zaman dilimlerinden birinde annesi Mungo'yu kendinden yaşça büyük iki erkekle balığa yolluyor. Mungo erkek olmayı öğrensin diye. Orası onun için bir kırılma anına dönüşüyor. Mungo değişiyor. Onun için işler ne kadar kötü gitse de şunu görüyoruz, hala onun için bir umut var.