“Genç Mungo”, karanlıkla aydınlığın aynı sayfada nefes aldığı, sertliğin tam kalbinde filizlenen narin bir hikâyeydi benim için. Douglas Stuart, o tutucu, baskıcı, sınıfsal olarak parçalı dünyanın içinde iki gencin birbirine tutunma çabasını öyle incelikle anlatmış ki, kitabın atmosferi uzun süre üzerimde kaldı.
Mungo’nun gerçek benliğini saklamak zorunda kaldığı o ağır dünya ile James’in güvercinlerine sığınan yumuşacık ruhu arasında kurulan bağ, hem kırılgan hem de sarsıcıydı. Zaman zaman okurun boğazını düğümleyen o “maço düzen” eleştirisi; romantizmin, şefkatin ve büyümenin naifliğiyle birleşince çok başka bir anlatıya dönüştü.
Stuart’ın dili hem sert hem şiirsel… Hem sokak kokuyor hem kalbin en derin yerini yokluyor. Kitabı okurken karakterlerin yalnızlığıyla, cesaretiyle ve tehlikenin gölgesindeki sevgileriyle sessizce yol arkadaşlığı yaptım. Bitirdiğimde ise içimde, uzun süre kolay kolay dinmeyen buruk ama sıcak bir iz bıraktı.
Kısacası: Erkeklik, aidiyet, korku ve sevginin sınırlarında dolaşan; şefkati de acıyı da aynı sahicilikle hissettiren güçlü bir roman.
Sevdim.
Genç MungoDouglas Stuart · Can Yayınları · 2025100 okunma
Açılışı Duygu Akın'a teşekkür ederek yapmak isterim. Bir kez daha muazzam bir çeviriyle karşımızda. "God save the Queen"
Douglas Stuart, Glasgow’un yoksul mahallelerinde geçen, çarpıcı bir büyüme hikâyesi anlatıyor. Yine!
"Genç Mungo"nun çıkacağını öğrenir öğrenmez "Shuggie Bain" okumuştum ocak sonu. O okumanın etkisiyle şubatın ilk günlerinde de "Genç Mungo"ya başladım. İlk bölümü geçince acele mi ettim acaba diye düşünmedim değil...
Roman, Shuggie Bain ile benzer temalara sahip; yoksulluk, aile içi şiddet, bağımlılık ve queer kimlik... Az çok ne ile karşılaşacağımı biliyordum ancak yolun başında rastlaşınca heyecanım söneyazdı.
Sonra işler değişti!
Genç Mungo, daha fazla gerilim unsuru barındırıyor ve iki farklı zaman dilimi arasında gidip gelen bir anlatı yapısı kullanıyor. James'in de sahneye çıkmasıyla kitaba dair hevesim harlanıyor. Mungo bir Protestan ailesinden, James ise Katolik bir geçmişe sahip. Zaten mezhep çatışmalarının yoğun yaşandığı bir toplumda ikili arasında yaşanması muhtemel ilişkinin sonu başından belli.
Stuart, bir yandan Mungo’nun ailesindeki zorlukları, annesiyle olan karmaşık bağını işlerken, diğer yandan Glasgow’daki işçi sınıfı hayatını sert ve gerçekçi bir dille aktarıyor.
Shuggie Bain daha çok annesi Agnes’in hikâyesi gibiydi ve zaman geçişleri oldukça yoğundu. Genç Mungo ise annesinin etkisi büyük olsa da Mungo’nun kendi deneyimlerine daha fazla odaklanıyor. Mungo’nun annesi de sorunlu bir karakter ama Agnes kadar baskın değil, bu da anlatının daha çok Mungo ve James’in etrafında örülmesine fırsat tanıyor.
Douglas Stuart karakter yaratmada gerçekten usta. Mungo’nun kırılganlığı, James’in sessiz gücü, annesinin dengesiz ama sevgi dolu halleri—hepsi çok sahici. Karakterler kusurlarıyla, zaaflarıyla o kadar gerçek ki bazen onlara
Genç MungoDouglas Stuart · Can Yayınları · 2025100 okunma
ZIKKIMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMM
sadece 2 sayfaya daha ihtiyacım var sadece 2 sayfa daha.. nolur bana bunu ver yoksa kendimi ö
Karakterlerinin gündelik hayatlarını lirizmle zenginleştiren Douglas Stuart, bu romanda dinsel ve cinsel tutuculuğun insanı nerelere sürükleyebileceğini insancıl bir bakış açısıyla yansıtıyor. Sınıfsal özelliklerin değer yargılarını nasıl etkilediğini, kişilerin yaşamını nasıl farklı uçlara götürdüğünü akıcı bir dille anlatıyor.
~~~İnsanların sürekli çekip gitmediği bi yerde yaşamak istiyorum~~~
Glasgow'daki bir konut sitesinde büyüyen Mungo ve James farklı kültürlerde doğmuşlardır - Mungo bir Protestan ve James bir Katolik - ve eğer erkek olarak görüleceklerse yeminli düşmanlar olmaları gerekir. Yine de tüm olasılıklara rağmen, James'in ödüllü yarış kuşları için inşa ettiği güvercinlikte bir sığınak bulduklarında çok iyi iki arkadaş olurlar. Aşık olurken, ait oldukları bir yer bulmayı hayal ederlerken, Mungo gerçek benliğini etrafındaki herkesten, özellikle de acımasız bir üne sahip yerel bir çete lideri olan ağabeyi Hamish'ten saklamak için çok çalışır. Ve birkaç ay sonra Mungo'nun annesi onu Batı İskoçya'daki bir göle, sarhoş şakalaşmaları karanlık geçmişlerini gizleyen iki adamla balık tutma gezisine gönderdiğinde, güvenli bir yere, kendisi ve James'in hala bir geleceği olabileceği bir yere geri dönmek için tüm iç gücünü ve cesaretini toplaması gerekecektir.
~~~Gel, diyordu. Gel gidelim uzaklara~~~
Karakterlerin gündelik dünyasını zengin bir dille edebiyat dünyasında kenarda köşede kalmış farklı sayılan bireylere yine tam ses veren Douglas Stuart 'ın Genç Mungo'da erkekliğin sınırları, mezhepçiliğin yarattığı bölünmeler, birçok farklı sayılan bireylerin karşılaştığı şiddet ve birini çok fazla sevmenin tehlikeleri hakkında sürükleyici ve açığa çıkarıcı bir hikâye sunar. Ben yazarı ödüllü kitabı Shuggie Bain ile tanımıştım, hala benim için yeri başkadır, Genç Mungo kitabını da akıcı dili ve diğer kitabında da olduğu gibi otobiyografik öğeleri barındırması ile sıkılmadan okudum...
~~~Kendime söylediğim her mazeret aslında korkuma uydurduğum bir kılıftı~~~
bazı kitaplar insana konforsuz ve rahatsız edici bir şekilde huzur verirler, işte 'genç mungo' tam olarak öyle bir kitaptı benim için.
karakter profilleri çok çeşitli ve güçlüydü, hepsine de sağlam bir backstory yazılmış. hepsinin üzerinden bir travmaya değiniyor ve değinilen olaylar ister iç ısıtıcı bir şekilde güzel ister içinizde bir yerlerde fırtınalar kopartacak kadar tetikleyici ve kötü olsun hepsiyle empati kurup karakteri içselleştirebiliyorsunuz. tiksinmeniz gerekenden iliğinizle kemiğinizle tiksiniyor, şefkat duymanız gerekeni kitabın sayfalarından çekip sarılmak isteyeceğiniz kadar seviyorsunuz (özellikle mungo'ya o kadar bağlandım ki...). aynı şekilde toplumsal sorunlara (işsizlik, çarpık yapılaşma, cinsiyet algıları gibi) da çok güzel değinilmiş.
ve bu bahsettiğim her şeyi hiçbir şekilde gereksiz melodrama girmeden yazmayı başarmış. evet çok üzülüyorsunuz (ve hatta benim gibi biraz da sulugözseniz gözleriniz sürekli yaşarıyor) ama asla sizi hüzün komasına sokmuyor, karaktere acımanızı değil onu ve neden böyle hissettiğini anlamanızı istiyor.
dil olarak da çok akıcı ve okuması rahat bir kitaptı, asla elimden bırakasım gelmedi. uzunluğu da idealdi, ne bir şeyler geçiştirilmiş ne de gereksiz ayrıntılarla fazla uzatılmış. asla sıkmıyor yani.
gerçekten bana çok yoğun şeyler hissettiren, karakterlerine ve kendine sımsıkı bağlayan, kesinlikle en sevdiğim kitaplar arasında ilk beşe giren bir kitap oldu.
son olarak kitabın içinde özellikle cinsel istismar konusunda çok fazla tetikleyici unsur olduğunu belirtip okumadan önce buna dikkat etmeniz konusunda uyarmak istiyorum.
keyifli okumalar dilerim!!!!!
Genç MungoDouglas Stuart · Can Yayınları · 2025100 okunma
Kitap benim için mükemmeldi, başkaları için öyle gelir mi bilemem. Mungo karakteri pek çok açıdan tam bir aziz örneği ve kurbandı. Eşcinsellik konusunda iyi yargıları olmayan insanların sevmesini sağlamasını değil belki ama en azından yeni bir bakış açısıyla bakmalarını sağlayıp empati kurmalarını sağlayabileceğini düşünüyorum. Sadece eşcinsellik gibi konuları da ele almıyor, ekonomik olarak alt sınıfın, toplumdan itilmiş insanların nasıl yollara sürüklendiklerini ve gittikleri bu yolda nasıl özgün başa çıkma mekanizmaları geliştirdiklerini de gösteriyor. Tabi bunu tatlılıkla değil sertlikle yapıyor. Mungo, ailesi ve James üzerinden yapıyor bunu. İçerisinde taciz, alkol bağımlılığı ve şiddet var. Bunları da imalarla değil ayrıntılı veriyor yazar bu bakımdan bu tarz durumlardan etkilenenlerin okuması taraftarı değilim.
Karakterlerin her biri kendince çok sahici, yer yer dövmek isteyeceğiniz, cahilliklerinin ve bencilliklerinin sizi bunaltabilecegi ama diğer taraftan nasıl bir dipsiz kuyudan geldiklerini anladığınızda empati de yapabileceğiniz karakterlerdi. Mungo'nun diğerleri arasından ayrılan tarafı herkese gösterdiği vicdanın, iyiliğin karşılıksız ve sonu gelmiyor oluşuydu. Kabul ediyorum insanı yer yer aşırı derecede sinir ediyor bu durum ama günün sonunda değişmeden kalmasını da bir o kadar takdir ederken buluyorsunuz kendisini. En az empati kurduğum anne oldu onu söylemeden geçemem. Sonu için ise biraz açık olduğunu söyleyebilirim ama benim için yeterli oldu. Gerçekten akılda kalıcı bir sonu vardı...
Genç Mungo elimden bırakamadan okuduğum bir kitaptı.
Şiddet kullanarak onu erkek yapmaya çalışan abisi, kendini oradan kurtarmak için çabalarken bir yandan da kardeşine annelik yapan ablası, kendi yaşadıklarına odaklanan alkolik annesi ve çevresindeki bu şiddete, fakirliğe, kaosa rağmen sevgi ve şefkati bırakmayan on beş yaşındaki Mungo. Üzgün, kaygılı biri Mungo ama bu kaygılı haline iyi gelen biri var. James. Güvercinlikte başlayan arkadaşlıkları gizli saklı bir sevgililiğe evriliyor. Bir arada mutlu, huzurlu olsalar da bu uzun sürmüyor. Dışarıdaki yaşam kendini hatırlatıyor.
90'lar İskoçya'sında geçen romanda, onların toplumsal cinsiyet rollerine uymaları bekleniyor. Ataerkil düzenin, şiddetin, bağımlılıkların arasında onlardan bu düzene uyan "erkek"ler olmaları isteniyor. Bu düzen şiddeti sürekli yeniden üretiyor. Oradaki çocukların bulundukları mahallenin dışına çıkarmıyor. Kimi zaman neden birbirlerine şiddet uygulamaları gerektiğini bilmiyorlar bile. Onlardan bekleneni yapıyorlar. Şiddeti yaratan ayrımın en büyük sebebi ise Protestanlar ve Katolikler arasındaki mezhepsel çatışmalar. Mungo Protestan iken James Katolik. İkisi arasında bu sorun olmazken dışarı için aynı şey geçerli değil. Bu kavganın içine zorla da olsa sürükleniyorlar.
Kitabı iki farklı zaman dilimi arasında gidip gelerek okuyoruz. Bu zaman dilimlerinden birinde annesi Mungo'yu kendinden yaşça büyük iki erkekle balığa yolluyor. Mungo erkek olmayı öğrensin diye. Orası onun için bir kırılma anına dönüşüyor. Mungo değişiyor. Onun için işler ne kadar kötü gitse de şunu görüyoruz, hala onun için bir umut var.
Genç MungoDouglas Stuart · Can Yayınları · 2025100 okunma
Bazı çocuklar doğdukları yerden hiç çıkamaz. Bazıları da o yerin içinden geçerken biraz eksilir. Ve, evet! Coğrafya kaderdir!
Glasgow’un gri sokaklarında geçen Genç Mungo, yoksulluğun, erkeklik baskısının ve sessiz bir sevginin hikayesi. Douglas Stuart yine, tıpkı Shuggie Bain’de olduğu gibi, kırık bir aileyi anlatıyor — ama bu kez merkezde, bütün kırılganlığıyla Mungo var.
Mungo 15 yaşında. Abisi sokak çetelerinde, annesi alkolle boğuşuyor. Yaşadığı yer sınıfsal ve mezhepsel olarak sert çizgilerle bölünmüş. Mungo, bu şiddet ortamından kaçarken aslında düşmanı olması beklenen bir çocuğa aşık oluyor. Bu aşk hem umut hem de büyük bir tehlike.
Stuart’ın dili sade ama duygular yoğun. Glasgow’un kasveti sayfaların arasına sinmiş; okurken hem soğuğu hem de sessiz bir şefkati hissediyorsun. Bazı bölümler sert, hatta dayanması güç; ama o sertlik içinde bile insanın içini ısıtan bir sevgi izi var. Kitabın zorlayıcı yanları: zaman zaman ağır ilerlemesi ve uzun süren karanlık tonu.
Öte yandan, Genç Mungo belki de şunu hatırlatıyor: sevgi, belki kurtuluş değil; ama insanın içinde kalan son umut kırıntısı olabilir. İyi okumalar.
instagram.com/cityreaders