Otomatik Portakal , okurken hem Alex’ten nefret ettiğim hem de ona yapılanlar karşısında adaleti sorguladığım, zihni zorlayan bir başyapıt. Anthony Burgess , bizi "Nadsat" diliyle şiddetin estetiğine davet ederken aslında çok temel bir soruyu kalbimize saplıyor: İyiliği seçme şansı olmayan bir insan, gerçekten "iyi" midir?
Alex’in devlet eliyle bir "robot" haline getirilmesi (Ludovico Tekniği), suçun kendisinden daha korkutucu bir tablo sunuyor. Dışı canlı ama içi kurmalı bir makineye dönüşen bir insan, artık bir birey değil; sadece bir " Otomatik Portakal "dır. Yazarın savunusu sert ama nettir: Kötülük bile özgür iradenin bir parçasıdır ve zorla dayatılan bir erdem, insan doğasına yapılmış en büyük hakarettir.
Şiddeti, özgür iradeyi ve sistemin birey üzerindeki baskısını bu kadar çiğ ve dürüstçe anlatan başka bir eser zor bulunur. Konfor alanınızdan çıkmak istiyorsanız mutlaka okumalısınız.