İnsan 'İyi' Olmaya Zorlanabilir mi?
Kitabın en can alıcı sorusu bu: Bir insanı, doğası gereği yaptığı kötülüklerden "iyileştirerek" (Ludovico Tekniği) onu bir robota, bir 'otomatik portakal'a dönüştürmek etik midir? Alex, özgür iradesiyle kötülüğü seçen bir canavarken; devlet eliyle, mide bulantısı pahasına iyiliğe mahkûm edilen bir "nesne" haline gelir. Burgess burada şunu haykırıyor: Seçme şansı olmayan bir insanın "iyi" olması, ahlaki bir değer taşımaz.
Nadsat: Dilin Gücü
Burgess, okuru hikâyenin içine hapsetmek için harika bir tuzak kurmuş: Nadsat dili. İlk sayfalarda "Ne diyor bu?" diye bocalarken, ellinci sayfada kendinizi Alex gibi düşünürken buluyorsunuz. Şiddeti bile bu "tatlı" argoyla anlatması, bizim de o şiddete bir şekilde ortak olmamızı sağlıyor.
Neden Okumalısınız?
Sistem Eleştirisi: Devletin, bireyi "terbiye etme" adı altında nasıl bir makineye dönüştürdüğünü görmek için.
Müzik ve Arzu: Şiddet ve klasik müzik (özellikle Ludwig van) arasındaki o tezat bağın insanın kanını donduran estetiği için.
Kayıp Bölüm: Eğer orijinal İngiliz baskısındaki 21. bölümü barındıran bir versiyonu okuyorsanız, Alex’in olgunlaşma evresine dair o umutlu ama buruk son için.
Eleştiri:
Kitabı okurken Alex’e duyduğunuz o garip sempati sizi kendinizden iğrendirebilir. Ama işte kitabın başarısı burada; size bir aynayı en kirli haliyle tutuyor.
"İnsan iyiyi seçebilmeli. İyiyi seçemeyen insan, insanlıktan çıkmış demektir. Bir portakal kadar canlı ama sadece otomatik bir kurmalı oyuncak..."
Sonuç:
Otomatik Portakal bir kitap değil, bir deneydir. İradenizin sınırlarını ve "özgürlük" kavramının ne kadar tehlikeli olabileceğini sorgulatır İyi okumalar.
#AnthonyBurgess #OtomatikPortakal #Distopya #DünyaKlasikleri #Özgürİrade