·400 syf.····Okunma: 23 Aralık 2025 00:11 El Kızı, Orhan Kemal’in okuduğum ilk kitabı olmasına rağmen beni edebiyatına çok hızlı şekilde bağladı. Dilinin sadeliği ve akıcılığı sayesinde kitap hiç yormadan ilerliyor. Anlatılanlar süslü değil ama tam da bu yüzden çok gerçek. Okurken birçok sahnede “bu insanlar gerçekten var” hissi oluşuyor.
Hikâyenin merkezindeki Nazan, kitabın en masum ve en kırılgan karakterlerinden biri. Yaşadığı hiçbir şeyi hak etmeyen, temiz kalpli, saf ve yönlendirilmeye çok açık bir kadın. Hayat onu nereye savurursa oraya gitmek zorunda kalıyor. Kendi iradesinden çok başkalarının kararlarıyla şekillenen bir hayat yaşıyor. Okurken en çok içimin acıdığı karakter oldu; çünkü yaptığı hatalardan çok, başına gelenler insanın yüreğini sızlatıyor.
Hacer karakteri ise tam anlamıyla romanın karanlık yüzlerinden biri. Yalancı, düzenbaz, çıkarcı ve oğlunu gelininden kıskanacak kadar gözü dönmüş bir kaynana figürü. Her şeyi kendi kontrolünde tutmak isteyen, gelinine karşı sürekli bir baskı kuran ve olayları manipüle eden bir karakter. Okurken insanın içinden defalarca “Allah kimseye böyle kaynana vermesin” demek geliyor. Orhan Kemal, Hacer üzerinden aile içi baskıyı ve kadın kadına yapılan zulmü çok net gösteriyor.
Nazan’ın eşi olan karakter ise çoğu zaman pasifliğiyle öne çıkıyor. Annesinin baskısı karşısında net bir duruş sergileyememesi, eşini yeterince koruyamaması ve olaylara seyirci kalması Nazan’ın yaşadıklarını daha da ağırlaştırıyor. Kötü niyetli olmaktan çok, zayıf bir karakter profili çiziyor; fakat bu zayıflık bile başlı başına bir sorun olarak karşımıza çıkıyor.
Komşular Naciye ve Rıza ise mahalle kültürünün karanlık tarafını temsil ediyor. Paragöz, çıkarcı ve düzenbaz yapılarıyla sürekli olayları kendi lehlerine çevirmeye çalışan tipler. “Allah komşunun iyisini versin” dedirten cinsten insanlar. Orhan Kemal bu karakterlerle, insanın en yakınındaki tehlikenin bazen komşusu olabileceğini çok net hissettiriyor.