5 Numara
Tek başına kalmış küçücük bir çocuğun, aradan geçen yıllara rağmen kırk yaşına gelse bile hâlâ ne kadar yalnız olduğunu görüyoruz. Gittiği doktor, ona bir defter almasını ve yaşadıklarını yazmaya başlamasını önerir. Bu süreçte doktorun fikirlerine de yer verilir; yazmak, hatırlamak ve yüzleşmek bir iyileşme biçimine dönüşür.
Zamanın Tanıkları:
Yurt dışında kendi harçlığını kazanabilmek için ek iş olarak çalıştığı bir kurumda, yaşlı insanlara yardımcı olmak üzere onların evlerine gider. Onları dinler, onlara yoldaşlık eder. Bu hikâyede zamanın yükünü sırtlanan insanların anılarıyla, yalnızlığın sessiz ama derin izlerine tanıklık ederiz.
Kara Kaplı Defter:
Yıllarını birlikte geçirmiş eşlerin, zamanla birbirlerinden ne kadar uzaklaştıklarını okuruz. Bu süreçte kendi yalnızlığını bir deftere döken bir kadın ve o defteri tesadüfen bulup okuyan kocasının hikâyesi anlatılır. Söylenemeyenlerin, yazıya döküldüğünde ne kadar ağırlaştığını hissettirir.
Uzun zamandır bir öykü kitabı okumamıştım. Üç öyküden oluşan bu kitapta, yalnızlık, kayboluş ve bir arayış içinde olan insanların hayatlarına konuk oldum.
Her zaman derim; öykü kitabı yazmak daha zordur. Çünkü kısa bir metne bu kadar çok duygu ve anlam sığdırabilmek büyük bir ustalık ister.
Benim için sessiz ama çok şey anlatan bir kitap oldu.
Bu öyküler, kalabalıkların içinde bile insanın nasıl yalnız kalabildiğini anlatıyor. Geçmişle yüzleşen, zamana tutunan ve arayışını sessizce sürdüren hayatlara dokunuyor. Az cümleyle çok şey söyleyen, okuru durup düşünmeye çağıran metinler.