Bugün sırt çantanızı hazırlayın; çünkü dünyadan biraz uzaklaşıp, gizemli, tekinsiz ama bir o kadar da büyüleyici bambaşka bir diyara, Ursuva'ya yolculuğa çıkıyoruz!
Abdulkadir Bakır, bu kitabıyla bizi fantastik ve distopik öğelerin harmanlandığı, kendi kuralları olan özgün bir evrene davet ediyor. Kitabın kapağını açtığınız andan itibaren, yazarın hayal gücünün ne kadar geniş olduğunu hissediyorsunuz. İyilikle kötülüğün, aydınlıkla karanlığın o kadim savaşını, Ursuva'nın o puslu atmosferinde solumak gerçekten heyecan vericiydi.
Kitabın en sevdiğim yanı, kurgunun sürükleyiciliği oldu. Olaylar öyle bir akıyor ki, "bir bölüm daha, hadi şu sayfayı da bitireyim" derken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. Yazar, yarattığı mekan tasvirleriyle sizi o dünyanın içine çekmeyi başarıyor; sanki Ursuva'nın sokaklarında karakterlerle birlikte yürüyorsunuz. Yerli fantastik/kurgu türünde böyle cesur adımlar görmek beni hep mutlu etmiştir.
Gelelim bir okur olarak "Keşke" dediğim, eleştirel gözle baktığım kısımlara...
Yaratılan evren ve fikir gerçekten çok potansiyelli. Ancak bir okur olarak, olayların temposunun bazen karakterlerin önüne geçtiğini hissettim. Aksiyon ve gizem o kadar hızlı ilerliyor ki, karakterlerin iç dünyasına, o an hissettikleri korkuya veya sevince tam olarak odaklanamadan sahne değişiyor. Karakter derinliklerinin biraz daha artırılmasını, onların ruhsal çatışmalarına daha fazla şahit olmayı çok isterdim. Böylece o kurulan bağ çok daha kuvvetli olabilirdi. Bir de bazı diyalogların, evrenin o mistik havasına daha uygun, daha edebi bir tonda olmasını beklerdim.
Sonuç Olarak;
Ursuva, yerli yazarlardan fantastik ve macera dolu kurgular okumayı sevenler, farklı evrenlere kapı aralamak isteyenler için şans verilesi bir eser. Abdulkadir Bakır’ın bu yolculuğuna eşlik etmek, o gizemi çözmeye çalışmak keyifli bir deneyimdi.
Peki, aranızda fantastik diyarlarda kaybolmayı sevenler var mı? Yerli fantastik kurgulara bakış açınız nasıl? Yorumlarda buluşalım, Ursuva'yı konuşalım!
Hayal gücünüzün hiç solmadığı günlere!