José Saramago’nun Görmek adlı romanı, Körlükten sonra okunduğunda etkisi daha da artan, okuru rahatsız ederek düşündüren bir eser. Bu kitapta yazar, kör olmayı değil; görmenin bedelini anlatıyor.
Seçimlerde halkın büyük çoğunluğunun oyunu bilinçli olarak boş kullanmasıyla başlayan hikâye, bir anda demokrasinin ne kadar kırılgan olduğunu gözler önüne seriyor. Devlet, bu sessiz ve şiddetsiz tepkiyi anlamaya çalışmak yerine tehdit olarak görüyor. Böylece iktidarın korkusu, paranoyası ve baskıcı yüzü adım adım ortaya çıkıyor.
Saramago’nun ironik dili, uzun cümleleri ve alışılmışın dışındaki anlatımı her okura kolay gelmeyebilir; ancak metnin ağırlığı tam da buradan doğuyor. Roman boyunca insan şu soruyla baş başa kalıyor: Gerçekten oy vermek mi demokratik, yoksa bilinçli bir şekilde itiraz edebilmek mi?
Görmek, sadece bir roman değil; modern demokrasiye, iktidara ve bireyin sorumluluğuna yöneltilmiş sert bir eleştiri. Okuru konfor alanından çıkaran, taraf olmaya zorlayan ve uzun süre zihinde kalan bir kitap.
Kısaca:
Bu kitap, görmenin cesaret istediğini ve her dönemde bunun bir bedeli olduğunu hatırlatıyor.