·152 syf.····Okunma: 25 Aralık 2025 18:35 Evet, Küçük İskender. Kimine göre (kim kimse artık) aykırı, ayıp, müstehcen… Liste uzar gider, kısa kesiyorum. Olanı biteni rahatlıkla ifade edince bu kelimelerle yaftalanıyorsun; bilirim.
Bu kitabında şiirler, düzyazılar, günlükler var. Aykırı olma hâlini sevdim. “Bu da budur kardeşim, daha üsteleme” der gibi. Yok, diyorsan oturursun oturduğun yerde; kalem kâğıt yoklara takılmamış, kimseye yaranma derdi olmayan bir tarzı var. Dediğim gibi, kimine göre “ayıp ya bu, nedir bu” kalıbı. Aman… Takılırsak böyle şeylere, biz de oturalım oturduğumuz yerde; kitap kapağı açmayalım.
Kitapta edebiyat hakkında şöyle diyor:
“Edebiyatı bir makam, bir unvan, bir monarşi egosu savaşı sanmakta ısrar edenler edebiyatı başka bir şeyle karıştırıyorlar mutlaka ya da edebiyattan beklentileri farklı. Oysa sanatçı ve yaşadığı toplum aynı evde büyümüştür ve herkes bulduğu ilk delikten, açıktan, çatlaktan, bacadan dışarı çıkmıştır. Dışarı çıkmayanlar ise tıpkı rahimde ölüp anneyi zehirleyen bebek gibi bulunduğu coğrafyaya öfke kusar, çevrelerine olumsuzdurlar ve daha da kötüsü kendilerini de sevmeyi beceremezler. Toplum onları unutmak için fırsat kollar.”
Dediği gibi, kötü edebiyattan zehirleniyoruz. Günümüzde çok satanlar listesine baktığımızda, sayfanın ancak iki parmaklık kısmını dolduracak kitaplar zirveye taşınıyor. Sayfanın geri kalanında ne var? Bir sonraki kitapta da aynı (az olan) eforu —ben böyle tanımlıyorum, yoksa rastgelelik tam karşılamıyor— sürdürüp yine o zirvelere (neyin zirvesiyse artık) çıkma umudu.
Sonra da böyle yazarlar “efendim tercihleri farklı” diye eleştiriliyor. Haddim mi, değil mi bilmem. Kim ne okursa okusun. Herkesin bilgisi kendine. Mesele “ağzı olan konuşuyor” değil; “konuşabildiğim kadar varım.” Bir şeyler değişir ya da değişmez, tamamen var olmanın altını nasıl doldurduğumuza bağlı :)
“Çevremiz kötülüklerle çevrili. Biz de kötülük olarak başkalarının çevresindeyiz. Bu gerçeği kabullenenler için waliz toplama sırası gelmiş demektir.”
Kabullendik… gidiyoruz :)