Biz modernitenin ürettiği metalaşmış toplumun liberal bireyleri; aynı duvarların arasında, aynı iktidarın gölgesinde, devasa panoptikonun minik odalarında birbirimizi görmeden, sadece efendilerimize bakarak aynı hayatları yaşayıp, aynı şeyleri düşleyerek yaşıyoruz!
ve hatta duygularımız bile aynı çünkü hepimiz tek bir yerden besleniyoruz ve orası aynı zamanda bize özel ve biricik bireyciliği de sunarak, kendimizi tek ve yalnız hissetmemizi sağlıyor! bu da bizi daha sadık metalar haline getiriyor! duvarların bekçi iktidarlarına değil de duvarın ardında aynı bizim gibi olanlara nefret besleyerek kendimizi daha çok yalnızlığa ve biricikliğe hapsediyoruz!
tek muhatabımız olan efendilerin buyurmadığı hiçbir şey konuşmayıp hiçbir eyleme kalkışmıyoruz ve bunu biricik tercihlerimiz gibi sahiplenerek bizi hapseden parmaklıklara daha da güç vermekten başka bir işe yaramıyoruz!
Mücadele et Karl Marx
Düşün Michel Foucault
Yaşa Jean-Paul Sartre
Öfkelen Albert Camus
Siktir et Küçük İskender
Tutun Oğuz Atay
Has bir entelektüele dönüşmenin harikulade vaatleriyle kafayı bozmuş bir hapishane çocuğuydu o ve has entelektüellerin konuştuğunu duyduğu ses tonuyla, karmakarışık bir biçimde olsa bile onların kullandığı sözcüklerle konuşmak hoşuna gidiyordu.
Benim Kayra olmam için bir neden yoktu. Kimse bana tecavüz etmedi dokuz yaşımdayken. Kendiliğinden geldi acılarım. Yerleştiler içime. Sonra alıştım ve kabullendim. Sanki dünyada başka türlü bir hayat yaşanamazmış gibi..