Kölesiniz. Aynı popüler kitapları hep okuyorsunuz. Aynı kıyafetleri mahkumlar gibi giyiniyorsunuz. Bu moda endüstrisi ve din endüstrisi saçmalığı.Makyaj yapıp yapmayanı tuhaf buluyorsunuz çünkü hapishane kuralı çiğnenmiş gibi davranıyorsunuz. İş bulmak için bir ömür çırpınıyorsunuz. Parası aileden olan şanslı oluyor. Kendinize ait düşünceleriniz belki de pek yok. Sürekli alıntı paylaşıyorsunuz. Dil öğreniyorsunuz. O ülkenin dilini bilmemek mahkumları anlamamak demek. Diğer mahkumlarla iletişim kurmanın yolu dil. Çalışmanın yolu yine dil çünkü dil de köleliğin getirdiği bir diğer şartlardan.
Biz modernitenin ürettiği metalaşmış toplumun liberal bireyleri; aynı duvarların arasında, aynı iktidarın gölgesinde, devasa panoptikonun minik odalarında birbirimizi görmeden, sadece efendilerimize bakarak aynı hayatları yaşayıp, aynı şeyleri düşleyerek yaşıyoruz!
ve hatta duygularımız bile aynı çünkü hepimiz tek bir yerden besleniyoruz ve orası aynı zamanda bize özel ve biricik bireyciliği de sunarak, kendimizi tek ve yalnız hissetmemizi sağlıyor! bu da bizi daha sadık metalar haline getiriyor! duvarların bekçi iktidarlarına değil de duvarın ardında aynı bizim gibi olanlara nefret besleyerek kendimizi daha çok yalnızlığa ve biricikliğe hapsediyoruz!
tek muhatabımız olan efendilerin buyurmadığı hiçbir şey konuşmayıp hiçbir eyleme kalkışmıyoruz ve bunu biricik tercihlerimiz gibi sahiplenerek bizi hapseden parmaklıklara daha da güç vermekten başka bir işe yaramıyoruz!
Mücadele et
13 Kasım 1973: Atsız Toptaşı Cezaevi'nde
Dört aylık rapor Adli Tıp'ta Kasım ayına kadar bekledikten sonra kabul edilmemiş; reviri olan bir cezaevinde cezanın çekilebileceği belirtilmiştir.
youtu.be/_vfEzrbG-bk
Lorca'nın el vito parçasıyla uyandırıyorum misafirlerimi... Picasso her zamanki gibi huysuzluğunu koruyup atılıyor "Ne misafiri mahkumlar gibi kapatıldık