1000Kitap Logosu
Jack Kerouac

Jack Kerouac

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
7.7
618 Kişi
2.147
Okunma
440
Beğeni
22,9bin
Gösterim
Unvan
Kanadalı-Amerikalı Romancı ve Şair
Doğum
Lowell, Massachusetts, Amerika Birleşik Devletleri, 12 Mart 1922
Ölüm
St. Petersburg, Florida, Amerika Birleşik Devletleri, 21 Ekim 1969
Yaşamı
Jean-Louis "Jack" Kerouac (12 Mart 1922 - 21 Ekim 1969) Kanadalı-ABD'li romancı ve şairdir. Yakın arkadaşları Allen Ginsberg ve William S. Burroughs ile birlikte Beat Kuşağı akımının kurucusu ve Yolda (On The Road) adlı romanıyla bu akımın simgesi olarak kabul edilir. Kerouac, 1922'de Lowell, Massachusetts'te dünyaya geldi. Babası Léo-Alcide Kéroack ve annesi Gabrielle-Ange Lévesque Quebec'in yerlilerinden Fransız kökenli Kanadalılardı. Aile daha sonra Lowell'a yerleşmişti. Jack Jean Louis Kirouac adıyla vaftiz edildi ve ana dili evde konuşulan Quebec Fransızcasıydı (İngilizce'yi ancak 6 yaşında okula başladıktan sonra öğrenecekti). Dört yaşındayken abisi Gérard daha sonra Visions of Gerard romanında anlatılacak bir romatizmal hastalık sonucu dokuz yaşında öldü. Annesi dindar bir Katolik idi ve kocasının içki, tütün ve kumara düşkünlüğü arttıkça inancı derinleşti. Kerouac annesine çok bağlıydı, üzerindeki etkisi büyüktü ve ileride ondan "aşık olduğum tek kadın" olarak bahsetti. Amerikan futbolundaki yeteneği sayesinde burs kazanarak New York'da Columbia Üniversitesi'ne girdi. Ağır bir sakatlık ve antrenörüyle sürtüşmeleri sonucu spor kariyeri sönünce bursu yenilenmedi. Bunun üzerine üniversiteden ayrılan Kerouac bir süre New York'un Upper West Side mahallesinde kız arkadaşı Edie Parker ile yaşadı. Romanlarında hep bahsedeceği Beat kuşağının çekirdeğini oluşturan insanlarla burada tanışmıştır: Allen Ginsberg, Neal Cassady ve William S. Burroughs. 1942'de deniz ticaret filosuna, 1943'te de Deniz Kuvvetleri'ne katıldı, fakat şizoid bir kişiliği olduğu gerekçesiyle ordudan uzaklaştırıldı. 1944'de arkadaşı Lucien Carr'ın işlediği bir cinayete Burroughs'la birlikte adı karışınca tutuklandılar. Edie'nin büyükbabasından kalan mirası alabilmesi için cezaevindeyken onunla evlendi ve böylelikle kefalet ücreti yatırılabildi. Aşırı ölçüde alkol kullanan Jack Kerouac, 47 yaşında, sirozdan kaynaklanan şiddetli bir iç kanama geçirerek öldü. Öldüğü sırada üçüncü karısı Stella Sampas Kerouac ve annesi Gabrielle ile birlikte yaşamaktaydı. Mirasının büyük bir kısmı annesine kaldı. Gabrielle 1973'de ölünce, onun bıraktığı bir vasiyet gereği, eserlerinin hakları Stella'ya geçti. 2009'da diğer aile üyelerinin bir Florida mahkemesinde açtığı dava sonucunda bu vasiyetin sahte olduğu saptandı.
Yolda
OKUYACAKLARIMA EKLE
Zen Kaçıkları
OKUYACAKLARIMA EKLE
Yeraltı Sakinleri
OKUYACAKLARIMA EKLE
Deniz Benim Kardeşim
OKUYACAKLARIMA EKLE
Beat Kuşağı
OKUYACAKLARIMA EKLE
Yalnız Gezgin
OKUYACAKLARIMA EKLE
Tristessa
OKUYACAKLARIMA EKLE
Paris'te Satori
OKUYACAKLARIMA EKLE
Big Sur
OKUYACAKLARIMA EKLE
Gilles Deleuze ve Amerikan Edebiyatı
OKUYACAKLARIMA EKLE
Pic
OKUYACAKLARIMA EKLE
Mektuplar
OKUYACAKLARIMA EKLE
The Poetry of Jack Kerouac
OKUYACAKLARIMA EKLE
On The Road
OKUYACAKLARIMA EKLE
merih
Yolda'yı inceledi.
496 syf.
·
6 günde
·
Beğendi
·
Puan vermedi
Özgürlüğünüzde ısrar ediyorum..
Jack Kerouac la yolculuğa çıkıyoruz.. Geçmişte bölük pörçük okuduğum kitabı tekrar okumadan hakkında bir şeyler yazmak kendime de haksızlık olacağından yeniden şöyle bir geçmek gerekiyordu, tabi inceleme için de biraz hafıza tazeleme biraz da araştırma.. Öncelikle, yazarımız Jack Kerouac ı tanımadan On the Road'u ( Yolda)yı anlayamayız, zaten kitap hem içeriği hem yazılış tarzıyla 'Jack Kerouac aykırılığı'nı yansıtmaya yetiyor. Jack Kerouac in kağıt takıp çıkarmakla vakit kaybetmemek için koca bir ruloyu yerleştirdiği daktilo başına ülkenin doğusundan batısına her gidip geldiğinde başından geçenleri oturup, tek bir paragraf bile kullanmadan yaşam tarzında olduğu gibi hızlıca yazdıktan sonra bir basımevine atıp unuttuğu ruloyu neden sonra 7-8 yıl sonra kitap halinde yayınlamayı akıl ediyorlar.. *Rulonun başına gelen.. :)) Jack Kerouac'tan bahsedip de, adını verip damga vurduğu ve takip eden yıllarda bir kuşağa ilham kaynağı olan harekete değinmeden geçmek olmaz.. * Adımız: Beat Kuşağı.. İyi de neden 'Beat'? İnsanların beat hakkında ilk öğrenmek istedikleri ''Beat''in kelime anlamıydı. 'Beat' yapısı itibarıyla İngilizce'de daha çok negatif anlam ifade eden cümlelerde kullanılır, (dövmek, çarpmak, vurmak) Kerouac hareketi ile birlikte anılması kelimeye kişisel hırs ve materyalizmden arınmış, yeni bir yaşam ritmini niteleyen (beat-ing) kapsayıcı bir spiritüel anlam da kazandırmış. "Tepkimiz de ritmikti, böyle yaparak beat'in şiirsel bir süreklilik kazanmasını amaçladık.." der Kerouac. Temelde,1950'lerin birkaç savaş karşıtı yazar ve şairinin aykırı bir yaşamı deneyimleme serüveniyle başlayan Jack Kerouac liderliğindeki bu hareket Allen Ginsberg, Neal Cassady gibi 'çete' mensuplarıyla ilerleyen yıllarda, 60'lı, 70'lerin gençliğine de alternatif bir yaşam tarzı olarak rol model oluyor. Beat, adını, bir röportajında, bu aykırı ekol ile ilgili sorulan soruya karşı Kerouac tarafından o anda aldığı söyleniyor. İlle hızlı olacak ya.. *Her yönüyle aykırı :)) Kuşağa adını veren kahramanlarının sürekli beş parasız olduğu bu jenerasyon, yaşam tarzlarını ve eserlerini biçimlendiren 'Yol' teması ve dönemin Amerika'sında iş bulmak amacıyla ülkeyi baştan başa başıboş dolaşıp, yaptıkları uzun, amaçsız ve doğaçlama gelişen yolculuklarıyla tanınıyorlar.. Beat Kuşağına, sınırlı imkânlarla sınırsız sorumsuzluğu deneyen genç, heyecanlı, eylemleri spontane, diyalogları tutkulu, açık ve özgün bir cinsellik ve uyuşturucu deneyimlerine meraklı hızlı ve aykırı edebiyatçı çocukların kuşağı diyebiliriz.1950'ler Amerika'sının bu çılgın edebiyat akımının lokomotifleri, kitaplarında alışılagelmişin aksine suç, cinsellik, uyuşturucu, din karşıtlığı, alkol vb. ''tehlikeli'' konuları işlediklerinden, eserleri sürekli sansürleniyor. Fakat ne ilginçtir ki, yazarımız Jack Kerouac'ın bir kaç yıl içinde tüm gençlik tarafından kapış kapış satın alınan 'On the Road' rulosunun, (pardon kitabının :)) ) tüm Amerika'da tezgah altından satılmak zorunda olmasının nedeni, yasaklı olduğundan değil, raflardan, İncil'den sonra en çok çalınan kitap olmasıymış!. *Yasaklar işe yaramıyor anlayın artık! :)) Peki, dönemin hristiyan tutuculuğu karşısında birdenbire, her türlü özgürlük patlaması olarak ortaya çıkan bu gençlik ne istiyordu? *Ne istemiyordu ki? "Bana sorarsanız, gerçek yaşam hiç durmadan dosdoğru denize gitmektir.'' diye yaşamı tarif ediyordu Jack Kerouac meselâ. Ya da Jim Morrison.. “Dünyayı istiyoruz, hemen şimdi istiyoruz!.” diyordu. O ve diğerleri yasamdan beklentilerini 'varoluşçu bir bunalımla' gösterirken, sürekli arayış içerisindeki Beat Kuşağının artçı kalabalıkları da batıyı bir süre sonra tutup Buda Mistisizmiyle tanıştırıyor iyi mi? * O yaşlı ve huysuz papaz yağmurda dışarıda kalan 'üç tane serseriyi' kiliseye almazsa olacağı buydu.. :))) Beat Kuşağının geniş kitlelere yayılması "Yol" ya da "Yolda olmak" la ilgilidir.. Peki "Yol" neden bu kadar anlam ifade edebilir? Hayır, cevap Kerouac'ın ifade ettiği; "Sizi yolculuğa çeken yolun sonu değil, yolun kendi de olabilir. Belki de sadece gitmeyi seviyorsunuzdur." basitliğinde anlatılamaz. Bunun birkaç nedeni var: Yol, sonu gelmeyen arayışın simgesidir ve Beat Kuşağı’nın felsefi özü olan Zen, dinamik meditasyon yöntemleriyle bu anlamı bulma üzerine kuruludur. Ancak, aranan anlam bir hedef değildir Beat ekolünde, anlam arayışın kendisindedir. Tam bu yüzden de anlam, arayışın sürekliliğine saklıdır.. * Biraz karışık, daha doğrusu süratli :)) Beat kuşağı kendi dönemlerinde olduğu kadar sonrasında da Bob Dylan, The Doors, The Rolling Stones, Jimmy Page'ten John Lennon, Pink Floyd'a bir çok rock, country şarkıcı ve gruplarına hatta James Dean ve günümüzün L. Di Caprio'su gibi gençlik idolü aktörlere ve sinema sektörüne de ilham kaynağı olmuştur, ki tüm zamanların en etkili rock gruplarından biri olan 'The Beatles', adını aldığı dönem itibarıyla 'Beat' etkileşimine ilginç bir örnektir meselâ.. Kerouac bir caz tutkunu aynı zamanda fakat, etkilediği müzikçilere bakınca.. Kitabı her okuduğumda bende çağrıştırdığı müzikse tarz ve kuşağın temposuna uygun olması bakımından hep yol hikâyelerine konu olan müzikler olmuştur. Gitarla az çok haşır neşir olan herkesin ajandasında mutlaka olan bir Styx klasiği Boat on the River mesela.. ''Take me back to my boat on the river, I need to go down, I need to come down..'' tıpkı bizim sevimli çeteyi yolculuklarına sevk eden içgüdüsel propramlarının vaadini sunar.. *Hadi bir daha dinleyelim :) youtube.com/watch?v=16VSqbj9meA Ve, yol hikayelerinin vazgeçilmez duraklarından hotellerin sıkça kullanılması, bir diğer grup Eagles klasiğini, unutulmaz şarkı Hotel California'yı çağrıştırır.. youtube.com/watch?v=l4dSZD3YQ_M Kitap; otostoplar, nerede akşam orada sabahlarla edebi anlamda bir seviye önermiyor fakat okuru, ''Özgürlüğünüzde ısrar ediyorum'' diyen 'ısrarcı' Kerouac, "Azizlerin hayatının cazibesine kapılmış, papaz olma hayalleri kuruyordum, ancak daha sonra şeytanın daha zevkli görünen yolunda kayboldum.." diyen Neal Cassady gibi bir 'günahkar' ve Molok şiiriyle şiirde sokağın devrimini yapan eşcinsel şair Allen Ginsberg gibi edebiyatçılarla tanıştırması bakımından edebiyata öyle olmazsa böyle konu oluyor.. :)) Haa! Allen Ginsberg deyip geçilmez tabi, kim mi o; Onun Uluma adlı şiir kitabı tabulara karşı atılmış yıkıcı bir tekmedir adeta.. Peki onun 1990'da Kumkapı'daki bir rakı masasında Can Yücel le otururken bir şiir yazıp bizimkinin önüne attığını bilir misiniz? Can Yücel'in çevirisiyle şiir bu; CAN YÜCEL Aynalar insan değil Aynalar insan Hem de ikisi Hem insan hem ayna İster Manhattan’ın doğu yakasında İster boğaz şehrinin Kumkapı’sında Herkes yalanları söyler Doğruları söyleyerek Yeni rakı masasındaki sarhoş ağızlar bile'' Şiir Ocak 1993'te PAPİRÜS Yayınları, 111. sayfada yayınlanmış.. Tabi Can Yücel düellodan kaçacak adam değil, o da bir kâğıda yazıp tıkıyor şişenin ağzına şiirini.. Onu da Allen Ginsberg le birlikte başka bir incelemede konu ederiz artık :/ *Konunun buraya gelmesi Kerouac'ın sorunu :))) Beat kuşağının Dünya Edebiyatına yaptığı felsefi ve edebi etkileri anlamlandırabilmek için Jack Kerouac, William S. Burroughs ve Allen Ginsberg in eserleri ile birlikte, Friedrich Nietzsche 'nin Böyle Buyurdu Zerdüşt, Wilhelm Reich ın Dinle Küçük Adam, Franz Kafka nın Mavi Oktav Defterleri, Jean-Paul Sartre nin Bulantı sı gibi temeli daha önce atılan sistemi silkeleyen kitapların da kuşağa etkilerini de gözardı etmemek lazım.. Kitap da, incelemesi de yoruyor, yol hali sonuçta.. :) Bu satıra kadar benimle yolculuk yapanlara sabırları için teşekkür ediyorum.. Kerouac, 'Hızlı yaşa, genç öl' mottosunun vücut bulmuş hali.. Bıraktığı izlerle bir dönemin aykırı çocuğu 47 yaşında, yaşam tarzına uygun *(lafa bak; yaşam tarzına uygun :))) nedenlerle hızını alamadan gidiyor.. Bekliyordun, konuşmuştuk.. Senin sözünle; 'seversin sen bunu' Caner the ℂahilBender⚜ kardeşim :) Eyvallah..
Yolda
8.0/10
· 1.092 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
3
45
Tanios
Yolda'yı inceledi.
360 syf.
·
104 günde
·
Puan vermedi
Çünkü hiçbir şey asla bitmiyordu... ama bitti ... Evet arkadaşlar kitap aslında çok iyi yazılmış yani hiç başkası ben böyle yazınca bu ne der bu ne tepki verir dememiş zaten kitap öyle olmasa kalitesi düşüyor .Kitap Amerika da kafaları vurmuş iki delikanlı arkadaşın yollarda gitmesi hayatı yaşamalarını anlatıyor kitap yazılırken bir rulo üzerine yazılmış bu yüzden kitabın orjinali değiştirilme istenmemiş ve hiç metin paragraf bölüm başı falan yok .Ben aslında kitap bu kadar sıkıcıyken 100 e kadar gelemem diyordum ama buradan öğrendim hiç bir zaman ön yargılı olmayın lütfen .
Yolda
8.0/10
· 1.092 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
1
4
Orhan
Big Sur'u inceledi.
240 syf.
Evet uzun zamandır bir inceleme eklememiştim. Kerouac benim için çok özel. Kitap sırasını hepsini okuduktan sonra çözeceğim ama sanırım bu son kitap ya da sondan bir önceki olabilir. Kerouac artık yaşlı, eskisi gibi değil, huysuz. Hayat daha zor ve inandığı değerleri yitirmiş biri olarak karşımıza çıkıyor. Diğer kitaplarında yaşadığı eğlence aksiyon burada çok daha az kalıyor. Ayrıca iç dünyasında derin bir yolculuğa çıkarıyor bizi. Proust'a, Joyce ve Nietzsche'ye atıflar yapıyor. Bazı müziklerden bahsediyor ve sıradan bir kitap olarak yazıyor bunu. Tarzı bu zaten, her kitabı sıradan aslında. Deniz Benim Kardeşim ile başladığı yolculuktan sonra, Zen Kaçıkları ve Yolda ile giriştiği hayattan kopma aşamasında yazar. İnsan olarak bir buhran döneminde sanırım ve üretkenliği buna kıyasla düşmemiş, ama hissedilecek düzeyde bir kafa karışıklığı yaşıyor. Ve ilk kez yazarın bir kitabında gülecek tek bir şey bulamadım. Jack Kerouac'ın tüm kitapları için inceleme eklemeye çalışacağım bu okuduğum 10. kitabı. Yavaş yavaş gelir incelemeler...
Big Sur
8.4/10
· 40 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
18