Gönderi

8/10
·196 syf.··
2025 128. kitabı
Ömer Hayyam’ın rubaileri, dört dizede koskoca bir ömrü, bir inancı, bir itirazı ve çoğu zaman da bir yalnızlığı taşır. Onu okurken insan, sanki yüzyıllar öncesinden kendisine göz kırpan bir bilinçle karşılaşır. Hayyam ne tam anlamıyla bir dindardır ne de kör bir inkârcı; o, soran, sorgulayan ve cevapsızlığa da razı olabilen bir akıldır. Rubailerinde kader, ölüm, Tanrı, zaman ve hayatın geçiciliği sıkça karşımıza çıkar. Ancak Hayyam bu temaları didaktik bir dille değil, alaycı, yer yer ironik ve çoğu zaman cesur bir açıklıkla ele alır. Onun Tanrı ile kurduğu ilişki korkuya değil, hesap sormaya yakındır. Bu yönüyle rubailer, bir inanç manifestosundan çok, insan aklının Tanrı karşısındaki çaresiz ama onurlu duruşudur. Şarap ve meyhane imgeleri çoğu zaman yanlış anlaşılır. Hayyam’da şarap yalnızca bir içki değil; anı yaşamanın, ölümlülüğe karşı bir başkaldırının ve iki bilinmez arasına sıkışmış insanın tesellisidir. Geçmiş bilinmezdir, gelecek karanlıktır; öyleyse elde kalan tek şey “şimdi”dir. Hayyam’ın “anı yaşa” çağrısı yüzeysel bir hazcılık değil, varoluşsal bir farkındalıktır. Rubailer kısa olmasına rağmen derin bir zihinsel sarsıntı yaratır. Her dörtlük, okurun içindeki kesin doğruları yerinden oynatır. Hayyam’ın asıl gücü de buradadır: cevap vermekten çok rahatsız edici sorular sorması. Okuyucuya düşünme alanı bırakır, hatta onu buna mecbur eder. Sonuç olarak Ömer Hayyam’ın rubaileri, ne sadece şiirdir ne de yalnızca felsefe. Onlar, hayatla yapılan kısa ama sert bir muhasebedir. Her okunduğunda farklı bir anlam sunar; çünkü Hayyam değişmez, ama okuyan insan değişir. Belki de bu yüzden rubailer, yüzyıllardır hâlâ bu kadar canlı ve bu kadar yakıcıdır.
DörtlüklerÖmer Hayyam · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202527,8bin okunma
·
28 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.