Kıymet verdiğimiz her şey zamanla değerini yitiriyor.
Dünya üzerinde çok olan her şey de pürüzlük çıkabiliyor.
Çok sevmek,çok değer vermek,çok iltifat,çok saygı,çok ….
Ve o çok duyguları,anlamları sadece Rabbine yüklediğinde kazanıyorsun,eksiksiz mükafatını görüyorsun.
Bir saraya sultan da olsan padişah da hep en sevdiğin şeyle sınanırsın.Hep refah bir hayat yaşarsan asla acziyetini göremezsin.Dünyanın tuhaflıklarını en iyi musibetler anında ve çok yüklediğimiz anlamların altında ezilince anlarız.
Zübeyde Sultan saltanat ve şaşanın içinde kalbini nefsini koruyan ne güzel bir kadındı.
Bu hikaye kalbimde çok güzel pencereler açtı.
Evladının hırslarıyla,ölümle,sarayın entrikalarıyla imtihan olup aklını ve kalbini temiz tutmak Adil kararlar almak da büyük meziyetler.
Aziz karakterinin anlattığı Behram hikayesi çok güzeldi.
Ordan alıntı;
“Sessizlik dimağımızı tavaf ediyor,tesiri dağılmasın diye hepimiz boşluğa bakmayı yeğliyorduk.”
“Kelimelerin zırhıydı sükût”
“Hamdetmediğim beni kemale yaklaştırmayan her acı sonrasında,daha büyük bir acı ile geldi.
Unuttuğumuz her acı başka suretlerde kendini hatırlatıyor. Hatta öyle acılar yaşıyorsun ki ölüm bir mükafat gibi olmaya başlıyor.Her dert sahibinin unuttuğu bir şey var dertlerin geçip giderken insanı terbiye edip etmediğine bakmaması.”
“İdrak açılınca dünyanın hiçbir kederi kişiye tesir etmiyor.”
Şayet acıtıyorsa bir eleştiri,bir kağıt kesiği,bir olmayış,bir eksiklik,bir musibet,demektir ki hala hiç “ol’mamış ve olamamışız’dır”
Sadiye Erol AykaçℳüTℰᏉᎯℤıᎾᏦUℛℋᎯℕıℳ
@nesilyayinlari
Size iyi gelen ,düşünmenize vesile olan bir eser
Sevgiler
Geceniz hayra kalsın.
Sadiye Erol AykaçBen Zübeyde