Gönderi

Ömer Seyfettin
1884'te Gönen'de doğdu. Binbaşı Ömer Bey'in oğludur. Ömer Seyfettin, babasının mesleğini seçerek askeri okula gitti. 1903'te Harp Okulu'ndan Teğmen rütbesiyle mezun oldu. Balkan Savaşları'na katıldı. Yanya kuşatmasında Yunanlıların eline esir düştü. Bir yıl süren esirlik yaşamı, ruhunda derin izler bıraktı. 1913'te İstanbul'a dönünce askerlikten ayrıldı. İçinde yazar olmak için büyük bir tutku vardı. Bu tutkuyu gerçekleştirebilmek için gazete ve dergilerde çeşitli öyküler ve makaleler yazmaya başladı. Askerde yaşadıklarının çoğunu öykülerine yansıttı. 1920 yılında 6 Mart günü sebebi bilinmeyen bir hastalıktan öldü. Ömer Seyfettin'in yaşadığı yıllar 1. Dünya Savaşı'nın her yanı kana buladığı, Osmanlı İmparatorluğu'nun dağıldığı ve insanların yeni arayışlar içinde olduğu karışık bir dönemdir. Böyle bir dönemde Ömer Seyfettin çok önemli bir rol üstlenmiş, milli dil ve edebiyatın oluşumunda büyük bir mucize gerçekleştirmiştir. 1860 yılında ortaya çıkan Tanzimat Edebiyatı döneminde Türkçenin, Arapça ve Farsça sözcüklerin egemenliğinden kurtarılarak sade bir dil haline getirilmesini savunmuş, ancak bu akım başarılı olamamıştı. Tanzimat Edebiyatı'ndan sonra gelen Servet-i Fiyun'un, Fecriati, Edebiyat-ı Cedide dönemlerinde ise dil daha karmaşık ve içinden çıkılmaz hale gelmiştir. Ömer Seyfettin'in, 1911'de Genç Kalemler Dergisi'nin ilk sayısında yayımladığı Yeni Lisan adlı makâlesi, Türk dil ve edebiyatı konusunda yeni bir dönem başlattı. Bu makale, fikir ve sanat dünyasında bir bomba etkisi yaparak, pek çok aydını, milli dil ve milli edebiyata yönlendirdi. Böylece günümüz Türkçesi'nin ve günümüz edebiyatının temeli bu tarihlerde atıldı. Ömer Seyfettin'in yaşadığı dönemde Osmanlıcılık, Türkçülük ve İslamcılık olmak üzere üç önemli akım vardı. Ömer Seyfettin, Türkçülük akımını benimsedi ve bu akımın öncülerinden oldu. Ziya Gökalp, Hamdullah Subitran Röver, Mehmet Emin Yurdakul ve diğer Türkçülerle birlikte Cumhuriyet Devleti'nin temel ilkelerini savundu. Bu nedenle, 1923 yılında kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin oluşumunda Ömer Seyfettin'in de büyük katkıları vardır. Ömer Seyfettin, düşüncelerini ve savunduğu dil ilkelerini kendi yazılarında uygulamaya özen gösterdi. Öykülerini herkesin anlayabildiği halk diliyle yazdı. Bu nedenle, Osmanlıcayı savunan yazar ve şairler tarafından sık sık eleştirildi. Özellikle edebiyat-ı cedide akımının önemli yazarlarından olan Cenab-ı Şahabettin, halk diliyle meydana getirilen milli edebiyat hareketine karşı çıkarak, böyle bir edebiyatın tamamen zorlama ve yapay olduğunu savundu. O günden bu yana aradan geçen zaman, bizlere Ömer Seyfettin'in haklı olduğunu gösterdi. Ömer Seyfettin'in yapmacığa kaçmadan, sade bir dille yasalan ve gününün gerçeklerini anlatan öyküleri bu özellikleriyle günümüze kadar geldi. Sağlam bir kişiliğe, sanat görüşüne ve gerçekçi yaklaşıma sahip olan yazarın öyküleri, aynı zamanda yaşadığı dönemi anlatan birer belge niteliği taşımaktadır. Bu özellikleri Ömer Seyfettin'i her geçen gün biraz daha büyük ve ölümsüz yapmaktadır. _Mehmet Hengirman Ocak 1997_ Beyaz LaleBeyaz Lale Ömer SeyfettinÖmer Seyfettin Mehmet HengirmenMehmet Hengirmen
1000Kitap
·
77 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.