Puan vermedi·336 syf.····Okunma: 19 Kasım 2025 00:00 Çağdaş Ukrayna edebiyatının önemli temsilcilerinden Andrey Kurkov, Gri Arılar romanında savaşın ortasında yaşamaya çalışan bir karaktere odaklanıyor. 2014 yılında başlayan Donbas Savaşı’yla yaşadığı köy gri bölgede kalmış bir arıcı Sergeyiç. Eşi onu çoktan kızını da alıp terk etmiş, köy savaş nedeniyle boşalmıştır. Bir Sergeyiç bir de çocukluk düşmanı kalmıştır köyde. Köyün bir tarafında Ukrayna askerleri, bir tarafında Rusya yanlısı ayrılıkçılar ve bölgedeki varlıklarını inkar eden Rus askerleri konuşlanmıştır. Bir parantez açayım, Rusya’nın bu savaştaki rolünü, inkarını ve kurtarıcı gibi gözükme propagandasını metne çok iyi yedirmiş. Bu kitap bir tanıklık ama kesinlikle didaktik değil.
Kitabı iki bölüme ayırabiliriz. İlk bölümde Sergeyiç’in bu savaş ortamında nasıl yaşadığını okuyoruz. Her an ölebilecekken gündelik telaşelerle de meşgul. Erzak ihtiyacı için komşu köylere yaptığı yolculuklarla, savaşın farklı bölgelerdeki etkisi de gözlemleniyor.
Baharın gelmesiyle arıları için huzurlu bir yer arayışıyla gri bölgeyi terk ediyor. Ukrayna’dan işgal altındaki Kırım’a uzanan bu seyahatte, hem savaş olan bir ülkede yaşamın nasıl olduğunu hem de Ruslar, Ukraynalılar ve Kırımlı Tatarlar arasındaki kültürel-ideolojik ayrışmaları okura yansıtıyor.
Kurkov’un görsel bir dili var, uzun betimlemelerle okuru yormadan çok gerçekçi bir üslup yakalamış. ‘Grotesk mizahın ustası’ diye anılıyormuş, kitap için mizahi diyemem ama bazı trajik anlarda kahkaha attım. Konu olarak ağır gibi dursa da melodramatik değil. Bu tarz ölüme yakın kitaplarda bir yaşama inadı pazarlanır, o da yok. Bazen öyle böyle yaşarsın, Sergeviç de yaşıyor. Arılara endekslenmiş bir yaşam. Arılar üzerinden doğa - insan arasındaki bağa da değinilmiş. Arılar ölünce grileşiyor, insanlar da bu savaşta kimliklerini, kişiliklerini kaybederek grileşiyor diye uzun uzun açabiliriz. Bizim bu gri hayatlara ekranlardan bakıp görmemizi de ekleyebiliriz. Kısaca böyle bir kitap Gri Arılar, filmi de var. Bence es geçilmemeli.