Gogol’ün metinleri ilk bakışta mizahî ve absürt görünür; ancak bu gülüş, okuru rahatlatmak için değil, rahatsız etmek için vardır. Bir Delinin Anı Defteri, Palto ve Burun’da delilik, yoksulluk ya da tuhaflık bireysel bir sapma değil, toplumsal düzenin insana dayattığı görünmezliğin sonucudur.
Gogol’ün kahramanları akıllarını bir anda yitirmez; yavaş yavaş dünyayla kurdukları dengeyi kaybederler. Üniforma, rütbe, palto ya da burun gibi semboller insanın kendisi değil, toplumda “var” sayılmasının araçlarıdır. Bu araçlar elinden alındığında geriye kalan şey, korunmasız ve sessiz bir yalnızlıktır.
Bu yüzden Gogol güldürürken içimizi daraltır. Çünkü anlattığı delilik, bizden uzakta değil; görmezden gelinen her insanın eşiğinde durur. Onun metinleri şunu fısıldar: İnsan, dengini bulamadığında ya görünmez olur ya da “deli” ilan edilir.
Gülüyorum,
çünkü adamın biri kralla konuştuğunu sanıyor.
İçim daralıyor,
çünkü kimse onunla konuşmuyor.
Bir paltoya tutunuyor insan,
çünkü soğuk değil asıl mesele,
görünmezlik üşütüyor.
Bir burun kayboluyor ansızın —
işte tam burada
gülüşüm yarıda kalıyor.
Çünkü yüz dediğin şey
başkalarının bakışıyla duruyor yerinde.
Delilik bir çığlık değil,
yavaşça eğilen bir boyun.
Akıl kaçmıyor,
dünya fazla geliyor.
Ve anlıyorum:
Deliler değil onlar.
Sadece
dengini bulamamış insanlar.
İnsan,
dengini bulamayınca
kendine bile
fazla geliyor.