Acımadı ki
8/10
·166 syf.··
2025 89. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Aralık 2025 23:17
Cemil, işi gücü bırakıp kitaplara sığınan, yazar olmak isteyen ve kendini ancak böyle var edebileceğine inanan biri. Ama en başından beri iki ihtimal arasında sıkışmış durumda: Ya hâlâ umudu vardır ya da hayatta kalmayı becerebildiği için bir tür üçkâğıtçıdır. Kendini umuda değil, üçkâğıda daha yakın görür. Bu kitabı bitirdikten sonra şunu net biçimde söylemek mümkün: okuduğumuz şey tek tek sahnelerin, rüyaların ya da anıların toplamı değil; baştan sona bir varoluş uyarısı metni. Cemil, hayatına yukarıdan bakan bir karakterdir. İzleyen, parlayan şeylere ilgi duyan, yer yer taklit eden ama tam olarak içine giremeyen biri. Yazı onun için hem bir sığınak hem de bir mesafedir. Hayatı doğrudan yaşamaktansa kelimeler aracılığıyla dolaşmayı seçer. Ama bu mesafe sürdükçe kaçınılmaz bir şey olur: bir şeyler ölür. Arzu, gençlik, “ilk olma” hâli… Ve metin çok sert bir yerde şunu söyler: Bir yerde bir şeyi öldürdüysen, onun altında artık masum bir zemin yoktur. Üstünü neyle kapatırsan kapat — evlilikle, yazarlıkla, alışkanlıklarla — altı hep cinayettir. Cemil’in bilinçaltı da bunu bilir. O yüzden kurduğu düzenin altını durmadan kazır. Rüyalar, anılar, kokular, çağrışımlar… Hepsi bu farkındalığın sızma yollarıdır. Aşkı kaplan gibi vahşi, genç, kendiliğinden bir şey olarak özler; ama onun kapısını çalan artık gençlik değildir. Kapıyı yaşlılık, zaman bilgisi ve geri dönüşsüzlük açar. Bu metin bir kıskançlık anlatısı değildir. Sadece bir evlilik sorgusu da değildir. Daha derinde duran şey geç kalmışlık duygusudur. Aşk gelmeyebilir. Gençlik gelmeyebilir. Ama farkındalık mutlaka gelir. Ve geldiğinde insanı uyandırır. Sinek Isırıklarının Müellifi , “daha iyisi mümkün müydü?” sorusunu bağırarak sormaz. Sessizce masanın üzerine bırakır. Cevap vermez. Sadece şunu hissettirir: Bu kitap, artık uyanmak isteyenler için yazılmıştır. Nazlı ile Cemil’in evliliği, iki tarafın da mutsuz olduğu ama bunu yüksek sesle söyleyemediği bir eşikte durur. Cemil’in derdi sadakatsizlik değildir; âşık olma ihtiyacıdır. Arzuyu bir suç gibi yaşar. İstemeyi ayıp sayar, heyecanı tehdit olarak görür. Bu yüzden sürekli kendini yargılar, arzularını bastırır; bastırdıkça da daha çok sıkışır. Cemil kötü bir eş olmaktan çok, istek duymaya cesaret edemeyen bir adamdır. Nazlı cephesinde ise başka bir tükenmişlik vardır. O da aşk ister, arzu ister; fakat evliliğin güvenli yapısı içinde artık kadın olarak var olamaz. Evlilik bir liman olmaktan çıkmış, alışkanlıkla ayakta duran bir düzene dönüşmüştür. Nazlı bu düzenin içinde eş olarak vardır ama kadın olarak silinmiştir. Bu yüzden ilişkideki yakınlık haz ya da tutku üretmez; giderek rahatsızlık üretir. İlişkinin kırılma noktası tam da buradadır: Cemil bastırdığı arzularla kendini içeriden kemirirken, Nazlı bu bastırılmışlığın yarattığı mesafede boğulur. Bir taraf suçlulukla susar, diğer taraf eksiklikle uzaklaşır. Ne gidebilirler ne kalabilirler. Evlilik sürer ama canlılığını yitirir; aşk yerini huzursuz bir bekleyişe bırakır. Bu hikâye “kim haklı” sorusunu sormaz. Arzunun susturulduğu bir evliliğin, nasıl yavaş yavaş rahatsızlık üreten bir yapıya dönüştüğünü gösterir. Ne Cemil kötüdür ne Nazlı. Kötü olan, iki insanın da istemekten vazgeçmek zorunda kaldığı bir birlikteliktir. Romanın en güçlü taraflarından biri, asıl meseleleri rüyalar üzerinden anlatmayı seçmesi. Aldatma, pişmanlık, arzu, kopuş gibi ağır duygular doğrudan söylenmez; rüyaların bulanık diliyle dolaşıma sokulur. Bu tercih metni didaktik olmaktan kurtarır ve okuru pasif bir izleyici olmaktan çıkarır. Rüyalar bir açıklama değil, bir davettir: anlamaya değil, sezmek zorunda bırakır. Ancak bu tercih aynı zamanda metnin zayıf tarafına da dönüşür. Hikâyenin yarım yarım ilerlemesi, sahnelerin kopukluğu ve anlatının dağınık yapısı, zaman zaman bu kurulan atmosferden kopmaya neden olur. Özellikle duygusal olarak metnin içine girilen anlarda, anlatının ani yön değiştirmesi bu bağı zedeler. “Kitabımı basarsanız arka kapağına lütfen şöyle bir uyarı yazın: Hiç acımayacak!” der yazar. Ama bu doğru değildir. Bu kitap acıtmayan bir kitap değildir; acıtmadığını söyleyecek kadar acının farkında olan bir kitaptır. Özellikle evliliği bitmiş ama bitmemiş gibi devam edenler, hayatın anlamını ideallerde arayıp bulamayanlar, çevresinden destek görmeyenler, anlaşılmayanlar ve fazlasıyla kırılgan olanlar için bu metin sessiz ama derin bir sızı bırakır.
Sinek Isırıklarının MüellifiBarış Bıçakçı · İletişim Yayınevi · 20244,365 okunma
··
9 +1'leme
·
3.936 Gösterim
6 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
İtiraf etmeliyim ki, incelemenizdeki o cümleyi okurken nefesim kesildi. "Acıtmadığını söyleyecek kadar acının farkında olan" ifadeniz, üzerine uzun uzun düşünülmüş bir edebi tespitten ziyade, yaşanmışlığın ta kendisi gibi geldi bana. Sizin de dediğiniz gibi, "acıtmıyormuş gibi" yaşamak zorunda kalanlardansak eğer, bu satırlar bize bir ayna oldu. Bu inceleme sadece bir kitap analizi değil, aynı zamanda incelikle taşınan bir hayat tecrübesi gibi. Kaleminize sağlık, gerçekten mükemmel ötesi bir inceleme okudum sayenizde... 🙏
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
Bu satırları okumak gerçekten durdurucu bir etki yarattı bende. Çünkü sözünü ettiğiniz o cümle, edebi bir numara olsun diye kurulmuş bir ifade değil; tam da dediğiniz gibi, “acıtmıyormuş gibi” yaşamak zorunda kalan hâllerin içinden süzülen bir yerden çıktı. Bazı acılar bağırmaz, iz bırakmaz, kanamaz. Ama insanın yürüyüşüne, bakışına, susuşuna siner. O yüzden “acıtmıyor” denildiğinde, aslında ne kadar çok şeyin çoktan kanıksandığını anlarız. Sanırım bu kitapta da, incelemede de beni asıl çeken yer tam olarak buydu: acının kendisi değil, onunla birlikte yaşamanın sessiz bilgisi. Bu metinde kendinizden bir şey bulduğunuzu hissettirmeniz benim için çok kıymetli. Çünkü bir inceleme ancak okurun hayatına değdiği yerde anlam kazanıyor. Güzel sözleriniz ve bu incelikli okuma için içtenlikle teşekkür ederim🙏.
Bu inceleme yazısında dikkatimi çeken ilk unsur; “ Rüyalar bir açıklama değil, bir davettir; anlamaya değil, sezmek zorunda bırakır” cümlesi oldu. Freud’a göre rüyalar yorumlamak değil, sezilen hisse ulaşmaktır. Kitabı okurken bir filozof gibi bakıp eleştiri yapmanız çok takdir edilesi…✨🫠🦌 Kimisine göre basit inceleme yazısı olan bu yazılar bir çok birikimin aslında gözler önüne serilmesi. Tebrikler 🫧🫠
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
Güzel sözlerin için gerçekten teşekkür ederim😊🙏. Rüyalar meselesi benim için de tam olarak söylediğin yerden açılıyor. Freud’dan beri bildiğimiz şey şu: rüyalar açıklanmak için değil, bir hissi, bir çatlağı sezdirerek kendini ele verir. Ben de okurken rüyaları “yazarın söyleyemediği” ya da bilinçli olarak söylemek istemediği yerler gibi okuyorum. Metnin sustuğu yerde bilinçaltının konuştuğunu düşünüyorum. Bu yüzden rüyalarla karşılaştığımda durup düşünmeden edemiyorum. Kendi rüyalarımı da sık sık “bana ne söylüyor” diye kurcalıyorum; ne kadar doğru yorumluyorum, bilmiyorum. Ama o çabanın kendisi bana çok şey katıyor. Okuduğum kitaplarda da aynı refleks devreye giriyor. Yazar bu rüyayı neden buraya koydu, hangi duyguyu dolaylı yoldan bana bıraktı, nerede bilinçli anlatıdan bilinçaltına geçti… Bunları düşünmek metni benim için tek katlı bir hikâye olmaktan çıkarıyor. Birlikte okuduğum arkadaşlarla da rüyalar üzerinden konuşmayı seviyorum. Kimisi hiç oralı olmuyor, kimisine fazla “acayip” geliyor ama benim için tam tersine metne can veren yerler oralar. Rüyaları çözmeye çalışmak, yazarın ne dediğinden çok neyi sezdirmek istediğini düşünmek, kitabın içine bir kitap daha ekliyor sanki. O yüzden bu tür okumalar beni hep daha fazla içine çekiyor.
Zaten kitaplar biraz acıtmalı hayatı sorgulatmalı ve bize bir şeyler katmalı. Kitap yine öyle güzel tanımlanmış ki listeme eklemesem eksik hissedeceğim. İncelemelerden etkılenıp okuduğum kitaplarda hiç yanıltmadınız Teşekkürler Ellerinize sağlık.
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim 😊🙏. Tarzlarımız uyuşuyor demek ki… keyifli okumalar diliyorum 📚
Yine mükemmel bir inceleme olmuş, emeğinize sağlık 👌 🙏Sadece Cemil'in neden üçkağıtçı olduğunu tam olarak anlayamadım:)
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim 😊🙏. Cemil’in kendi sözleriyle cevap vereyim; çünkü umudu yoktur kendisini hayatta kaldığı için üçkağıtçı görür.
Alper Turgay yine 🎉🎊👏🏻👏🏻👏🏻
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
😊🙏
Reklam
BRAVO BRAVO 👏🏼👏🏼👏🏼işte gerçek inceleme bu
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
👌