Kısaca bahsedecek olursak para kazanmak umuduyla Sivas'ın bir köyünden ayrılıp çalışmak üzere Çukurova'ya giden üç arkadaşın hikayesidir. İflahsızın Yusuf, görece aralarından en şanslı olandır çünkü duvar ustası olup köyüne, ailesine dönebilen kahramandır. Köse Hasan ise daha hikayenin başlarında çırçır fabrikasındaki koşullar yüzünden hastalanır ve ölür. Can arkadaşları sonradan ara ara vicdan azabı çekse de vefa göstermez, hasta arkadaşlarına sırt çevirip kendi dertlerine düşerler. Belki de böyledir, her koyun kendi bacağından asılır ama Hidayet'in oğlu katilken hasta Köse Hasan'ı tuvalete bile götürecek kadar merhametli değil midir?
Kitabı en havai ve görece romantik kahramanı da Pehlivan Ali'dir. Aralarında en gencidir, köyünden nişanlısı beklerken Fatma'yla kaçar. İyi niyetine rağmen kadın düşkünlüğü düşünmesini engelleyen Ali, saflığı ve insanlara inanmanın kurbanı olur. Daha çok para kazanmak için kafasına yatmasa da en zor ve deneyim isteyen işlerden biri olan koltukçuluğa başlar. Oldukça gerçekçe bir dille anlatılan ihmallerle ve insan canının yok sayılmasıyla dolu sahne sonucunda yaşanan kazada bacağı kopan Pehlivan Ali, gençliğini baharından küçük ağanın arabası kirlenmesin diye hastaneye bile yetişemeden oracıkta can verir. Aslında ufak ufak hissettirse de kitabı okurken sanki o tarlada, o anın içinde gibi büyük bir şok, acı ve öfke hissettim.
Kürt Zeynel ve Halo Şamdin'i de sevmedim diyemem, Kemal Cesur gibi yalakaların hayatta kalmak için herkesi iki kuruşa sattığı bir ortamda tıpkı usta gibi yalnız olmadığını hissettirdiler. Usta ile ırgatbaşının dünyaya bambaşka yerden bakan çatışmaları, kurtlu ekmekler ve 40 kişilik işin 32 işçiye mola sürelerini erteleyerek çalıştırmak gibi korkunç ama bugün de yaşanan sorunları acımasız ama gerçek bir bakış açısıyla okumaktan çok etkilendim. Haksızlık için şikayet etmeye giderken bile yoluna çıkan insanların yardım etmek yerine senden haraç kesmesi karşısında öyle bir ümitsizliği kapıldım ki, insan insana bunu nasıl yapabilirdi? İnsanca şartlarda çalıştırmamak sizi daha mı zengin yaptı, belki de yaptı haklısınız ama insan olarak aynaya nasıl baktığınızı hiç anlayamıyorum sevgili patronlar, ağalar ve onların şakşakçıları.
Bereketli Topraklar ÜzerindeOrhan Kemal