Kitap Osmanlı tarihinde bir bölümü harem ağası olan bir kölenin perspektifinden anlatmaktadır. Kölenin psikolojisini ve gelişimini başarılı bir şekilde aktarmıştır. Öncesinde kendisini aşağılık bir varlık olarak görmüş olan harem ağası, sonrasında ise zaman ve olayların tesiriyle efendisinin kendisinden daha aciz olduğu fikrine inanmıştır. Aciz olduğu padişahın verdiği karar neticesinde onunda kendi gibi bir insan olduğunu anlamış ve içten bir yakınlık duymuştur. Bence romandaki en can alıcı nokta efendisi ölünce, aralarında derin bir bağ olmasına rağmen hemen yeni efendisine biat ettiği ve bir direniş göstermeden "Padişahım çok yaşa!" diye bağırdığı kısımdır.