Yedi kitaplık Harry Potter serisinin ilk kitabı Harry Potter ve Felsefe Taşı, 11 yaşındaki bir çocuğun büyücüler dünyasına attığı ilk adımı; merak, korku, aidiyet ve keşif duygularıyla öylesine güçlü bir atmosfer içinde anlatıyor ki, kaç kez okunursa okunsun etkisini kaybetmiyor. Arkadaşlık, dostluk ve aile bağları; bildiğimiz dünyanın içinde gizlenen bir büyücüler evreni; asalarla yapılan büyüler, kötülüğü temsil eden karanlık bir varlık, yedi yıl süren ve tüm ayrıntılarıyla inşa edilmiş bir büyücülük eğitimi… At adamlar, tek boynuzlu atlar, troller, büyülü nesneler; mizahi diyaloglar, tehlikeli maceralar ve arka planında pek çok duyguyu barındıran olay örgüsüyle bu kitap, asla eskimeyen bir serinin kapılarını aralıyor.
Büyücüler dünyasını on yıl boyunca tehdit eden Voldemort, bir gece Godric’s Hollow’da ortaya çıkar. Lily ve James Potter’ı öldüren karanlık büyücünün nihai hedefi, henüz bir yaşındaki Harry Potter’dır. Ancak bilinmeyen bir nedenle Harry hayatta kalır; Voldemort ise tüm büyücüler dünyasını sevince boğarak ortadan kaybolur.
Aradan on yıl geçer. Harry, teyzesi Petunia, eniştesi Vernon ve kuzeni Dudley Dursley ile birlikte sevgiden yoksun, değersizleştirildiği bir hayat sürmektedir. Kendisine verilenle yetinmeye alışmış olsa da, çevresinde olup biten tuhaf olaylara bir türlü anlam veremez. Derken bir gün, Harry Potter adına gelen esrarengiz bir mektup her şeyi değiştirir. Sıradanlıktan sapmaya tahammülü olmayan Dursley’lerin tüm engellemelerine rağmen, Hogwarts bekçisi Hagrid aracılığıyla mektubunu okuyan Harry gerçeği öğrenir: O bir büyücüdür ve adını bile anmaktan korkulan karanlık bir büyücünün yok oluşuyla anılmaktadır. Bu nedenle tüm büyücüler dünyası onu tanımaktadır.
Hogwarts Büyücülük Okulu’nun kapıları Harry’ye açıldığında; kendisi gibi büyücü adaylarıyla birlikte, daha önce hiç deneyimlemediği bir dünyaya adım atar. Yoktan var olan yemekler, konuşan tablolar, üç başlı köpekler, hayaletler, en derin arzuları yansıtan aynalar ve tehlikeli büyülerle dolu bu macera böylece başlar.
fazi ile birlikte yeniden başladığımız bu kitabı, Jim Kay’in illüstrasyonlu baskısından okudum. Hikâyenin ruhunu ve karakterlerin görsel dünyasını çarpıcı bir üslupla yansıtması, okuma keyfimi belirgin şekilde artırdı. Yalın ve eğlenceli olayların ardında gizlenen duygular, her defasında ruh hâlimi yükselten o tanıdık atmosfer… Kaçıncı okuyuşum olduğunu bilmesem de, bunun son olmayacağından eminim.