·104 syf.··Beğendi
···Okunma: 29 Aralık 2025 21:32 Yazardan okuduğum ilk tiyatro. Okurken çok keyif aldım, uzun zamandır yoğun eserlerin üzerine bu oyun bana çok iyi geldi. Dili sade, oldukça akıcı, çok keyifli bir tiyatro oyunu. Özellikle dev eserler okurken araya eklenebilir diye düşünüyorum naçizane.
Biraz yazardan bahsetmek istiyorum. Tiplemeleriyle dünyada ün salmış bir yazar. Yaşadığı çağ bugüne dek Fransızların en mutlu olduklarını saydıkları çağdır. Yaşadığı Çağ'da Fransa sağlam temellerini atmıştır (Saint Simon, La Bruyere, La Fontaine, Madame de Sevigne vb.). Onun diğer oyun yazarlarından ayıran tiyatroyu sarayın dışına taşımış, alt-üst sınıf tabakayı kaynaştırmış olmasıdır. Onun amacı sahneye tabiilik getirmek olmuştur. Cimri eserine baktığımızda yazarın bizzat kendisi Harpagon'u (ana karakter, cimri tiplemesi) oynamıştır.
Eserin kendisine gelecek olursam beş perdeden oluşmakta, kaynağını ise Plautus'un "Çömlek" komedyasından almaktadır. Kitabı okurken o kadar tanıdık geldi ki. O cimri bizim karşı komşu, yan bakkal, evimizin sahibi... Öleceğini bilse kuruşunu vermeyecek kişiler. Acıdır ki bu insanların çoğu da yaşlıdır. Sanırım hayatın onlardan götürdükleri ceplerinden de bir şeylerin gitmesine neden oluyor. Ana karakterimiz Harpagon, öyle cimri ki çocuklarından her şeyi sakınan, hayatta kalacak kadar yiyen ve bunu savunan, ne kadar yalvarılırsa yalvarılsın kimseye kuruş koklatmayan, parasının başına bir iş gelse kendinden bile şüphe duyacak kadar düşen bencil, cimri, pinti bir karakter. Çocukları ise onun tam tersi. Oğlu cömert, kızı yumuşak huylu. Bir gün evlenmeye karar veren Harpagon'un seçtiği kişi oğlunun sevgilisidir ama bundan bihaberdir. Kızını ise yaşça büyük bir adamla evlendirme çabasına giren adamdan en büyük kazancı çeyiz hazırlamamaktır. Öyle cimridir ki atlarına bir kap yemek veremez. Hayvanlar ölecek hale gelir. Onun derdiyse evlenmektir ama genç-zengin bir kadınla. Kızının sevdiği kişiyse yanına uşak kılığında girmiştir, ondan taraf olup ikna edip kızıyla evlenmek için. Bir gün sakladığı para ortadan kaybolur. Bu durum Harpago'yu çileden çıkartır ve ne yapacağını şaşırır. Herkesten hatta kendinden bile şüphe duyar öyle ki bunu yapan kişi kendi dahi olsa darağacına asılmasını ister. Karakola gider fakat burada da işler sarpa sarar, yanlış anlaşılmalar oluşur. Ama nihayete erer. Kitabın sonunu anlatmayacağım ama yazar güzel, yumuşak bağlamış naçizane.
Moliere, Paris burjuvasının paraya olan düşkünlüğünü eleştirir. Burada hem güler hem de düşündürür. Göstermelik toplumsal ilişkilere eleştiri mahiyetindedir. Ayrıca okurken hekimlerin, dalkavukların, sözde arabulucuların da eleştirildiğini görürüz. Harpago hem soyut hem de somut bir karakterdir. Somut olduğunu bulunduğu bir çağdan insanı anlatmasından anlarız. Soyutluğunu ise "Cimrilik" yanının karikatürize edilmesinden.
Not: Ayrıca oyun ilk defa 1980'de L'Avare adıyla filmleştirilmiştir (Ben izlemedim ama bakmak isteyen varsa buraya bırakayım).
Kitapla, cömertlikle, sevgiyle kalın!