Kitaba adını veren bu parça, Sabahattin Ali'nin en bilinen ve en sarsıcı metinlerinden biridir.
Kısaca konusu:
Üç tembel ve uyanık arkadaş, bir kasabaya gelir ve "Bu kasabada sırça köşk yok mu?" diye sorar. Halk ne olduğunu bilmez. Adamlar "Olmazsa burada kalamayız" diyerek gitmeye kalkar. Halk panik olur ve üç adamı kandırıp hemen camdan (sırça) bir köşk yaptırmaya ikna edilir. Köşk büyüdükçe üç adamın istekleri artar, halkın sırtından geçinirler, zorla mal toplarlar, itiraz edenleri ezerler. En sonunda halk uyanır ve bir kişinin basit bir hareketiyle (bir kafa atmasıyla) köşk tuzla buz olur.
Son cümlesi meşhurdur:
"Sakın tepenize bir sırça köşk kurmayınız. Ama günün birinde nasılsa böyle bir sırça köşk kurulursa, onun yıkılmaz, devrilmez bir şey olduğunu sanmayın. En heybetlisini tuzla buz etmek için üç beş kişinin birbirine omuz vermesi yeter."
Bu masal, güç sahiplerinin halkı nasıl kandırıp sömürdüğünü, ama aslında o gücün ne kadar kırılgan olduğunu anlatan çok güçlü bir alegoridir. Günümüzde hâlâ çok konuşulur ve siyasi göndermeleriyle okunur.
Kitapta yer alan bazı diğer önemli öyküler/masallar
Portakal
Katil Osman
Bahtiyar Köpek
Cankurtaran
Beyaz Bir Gemi
Bir Aşk Masalı
Devlerin Masalı
Koyun Masalı (bazı baskılarda geçer)
Eğer Sabahattin Ali'nin romanlarını (Kürk Mantolu Madonna, Kuyucaklı Yusuf, İçimizdeki Şeytan) sevdiysen, öykülerini de kesinlikle beğeneceksin. Sırça Köşk, özellikle siyasi hiciv ve toplumsal eleştiri açısından yazarın en keskin kitabıdır.