Marie Lu nun Efsane serisini lise yıllarımda okumuştum. Uzun süre fantastik ögeler içeren bir kitap veya seri okumadığım için, değişiklik olsun istedim ve Genç Elitler serisini aldım kütüphaneme. Genç elitler gerçekten güzel bir kitaptı, Marvel havasındaydı. Ancak okurken beni zorlayan bir his yaşıyordum, tam tarif edememekle birlikte bu his beni biraz kötü hissettirdi. Sonrasında ara verip başka kitaplar aldım araya, bir iki kitap okuduktan sonra serinin ikinci kitabı Gül Cemiyeti ne geçtim. Kitabı bitirdikten sonra, aslında beni rahatsız eden hissi keşfettim, bu yazarı da rahatsız etmiş olmalı ki kitabın teşekkür bölümünde bu hissiyattan kurtulmasına yardım eden yakınlarına teşekkür etmişti. Bu his, ana karakterin karanlığıydı. Okuduğumuz kitaplarda genelde olaylar veya karakterler kötü de olsa bir yerlerde tutunabildiğimiz yanları olur karakterlerin. Kötü ama o da zor şeyler yaşadı deriz mesela. Bana diyeceksiniz belki Adelina kolay şeyler mi yaşadı? Hayır. Ama daha kötülerini yaşattı ve bunları içindeki karanlığa kapılarak yaptı, hırsı kör etti. En yakınlarına saldırdı. Böyle içi karanlık korku ve öfkeden beslenen bir karakteri okumak da bir süre sonra ruhumu yormaya başladı. Üçüncü kitabı okur muyum? Okurum. Çünkü olay akışları ve kurgu gerçekten başarılı. Ama yine iki kitap arasında daha beni mutlu edecek veya zihnimi bu karanlıktan uzaklaştıracak eserler okuyarak ancak okurum.