·184 syf.··Beğendi
···Okunma: 30 Aralık 2025 15:26 Macar edebiyatına #SandorMarai ‘den #Csutora ile harika bir giriş yaptım. Csutora, Şahsiyetli bir köpeğin hikayesi. Çok kısa bir özetle, burjuva bir kocanın, eşine noel hediyesi olarak yavru köpek getirmesiyle başlıyor her şey. Hayvan büyüdükçe aslında sandıkları uysal ve sevimli cins Puli değil de bir melez olduğu ve anarşist bir karakteri ortaya çıktığı için ev ahalisini bir hayli zor günler bekliyor. Köpek özgürlüğüne düşkün ve baskılanamaz, disiplin edilemez ve yönlendirilemez bir hal alıyor ve aslında şahsiyet betimlemesi buradan geliyor. Zamanla aile ile bağlarının kopması, toplum tarafından ırkının beğenilmemesi, korkunç yaptırımlar talep edilmesi ve ‘farklı’ olmasından kaynaklanıyor. Aslında bir birey gibi ele alınıyor ve toplumun farklı olana tavrı eleştiriliyor.
Yazarın inanılmaz akıcı, heyecan verici bir kalemi var. Dokunaklı, bazen komik ama çok ironik bir hikaye. Ama hadi gelin çookk daha detaylı inceleyelim.
Beyefendi, gazeteye köşe yazısı yazarak para kazanan alelade bir yazar. Fazla parası yok ve eşine özel bir hediye almak istiyor. “Öyle bir şey olmalı ki, biraz işe yarar gibi olsun, biraz gereksiz bir şey gibi dursun, bir yanıyla lüks bir nesne gibi algılansın ama diğer yanıyla da oynamaya, çekiştirmeye de elverişli olsun, bunların dışında biraz sıcak bir şey olsun, öyle bir şey olsun ki hanımefendi sevinsin, onu ya giysin ya da onunla oyalansın. Hediye, hediye edildikten sonra da yaşasın.” diye düşünüyor. Son dakikaya bıraktığı ve günlerden pazar olduğu için neredeyse dükkanların hepsi kapalı, açık olanlarda ise cebindeki paraya ve aklındaki niteliklere uygun hediye bulamıyor derken bir hayvanat bahçesine giriyor ve çalışanın (yanlış) yönlendirmesi ile dört haftalık Puli cinsi (öyle olmadığı çok sonradan ortaya çıkacak) köpek alıyor. Köpek çok tuhaf, küçük, tüylü, bir tuvalet fırçasına benzetiyor onu, cebine koyuyor ve yola koyuluyor. Bir parkta oturuyor onla, kahramanı köpek olan bir kitap yazmak için kendine haklı sebepler arıyor. Köpeğine yöneliyor ve heyecanlanıyor. “Bu heyecan yazarın yaşama gözlerini diktiği; bir şeyi bilmek, öğrenmek, onu doğrudan ve politika dışında kavrayıp yazmaya niyet etmesiyle ortaya çıkan heyecandır. Evet, belki de bir köpek yardımıyla. Sadece köpek ve insanın saf dostluğunu yazmayacak. Köpeğe dikkatli bakarsa insan hakkında bir sır yakalayabilir. İnsanların paylarına düşen kaderleriyle hiç de mutlu olmadıkları bir zaman diliminde birinin bir köpeği izleyerek insanlar hakkında fikir sahibi olmayı ummasının ne kadar küçük burjuvalara yakışan bir tutum olduğu hakkında peygamberlerin söyleyecek bir şeyleri vardır herhalde. Yayınevini arayıp bir köpek romanı yazmak istediğini söyler ve köpeği ayaklarının dibindeyken başlığı atar: Cave Canem! (Köpeğe Dikkat) Bu bir köpek hikayesidir.”
Beyefendi bir apartman dairesinde, eşi hanımefendi ve hizmetlileri Terez ile yaşıyor. Her şey nizami bir düzene sahip, deyim yerindeyse askeri disiplinle sürülen yaşam yeni aile üyesi Csutora ile altüst oluyor.
Hanımefendi çok mutlu oluyor ve Csutora hemen hayatlarında bir yer ediniyor. Ama zaman geçtikçe ve büyüdükçe (ki sanılan cinse göre fazla büyüyor) köpeğin tuhaf huyları çıkıyor ortaya. Noel geride kalmış, herkes günlük alışkanlıklarına dönmüş olmalıyken şaşkınlıkla şunu fark ederler: Dört haftalık köpek evin günlük yaşamını altüst etmişti; bundan böyle onunla durmaksızın ilgilenmek, yemek vermek, bıraktığı izleri temizlemek, dışarı çıkarıp gezdirmek, uyurken sessiz kalmaya özen göstermek gerekecekti. Zamanla beyfendinin içini bir şüphe kaplıyor; Herhalde Csutora'nın Puli cinsi köpeklerle uzaktan yakından bir ilişkisi yok ve hiç de olmadı. Dış görünüşünde Macar bozkırlarında sürüleri korumada çobanlara eşlik eden o akıllı ve sevimli köpek cinsinden olduğuna dair sadece bazı minik ve silik işaretler var. Bu çok acılı ve ağır bir tespit. Bir gün misafir olarak gelen uzman biri de bu tespiti doğruluyor. Atalarından Puli cinsi geni gelse de bu tür melez köpekler çok akıllı ve sinsidir. Sadakat nedir bilmezler, ısırırlar, hatta, yeri gelince sahiplerine bile isyan edebilirler, ki malum, bu da bir köpeğin yapabileceği en büyük alçaklık olur, yani insanlar dünyasında bir evladın babasını öldürmesi gibi büyük bir alçaklık, belki ondan da büyük bir adilik.
Csutora durup dururken hırlıyor, saçma sapan tepkiler veriyor, anlamsız şeylerden çok fazla korkuyor, çoğu zaman insanlara karşı sahiplerini zor durumda bırakıyor, laf dinlemiyor. “İşte birinden soğuma dediğimiz şey hep böyle başlar. Birinin karakterinde önce bazı hatalar görürüz, sonra farkına bile varmadan alttan alta uzaklaşırız, ardından birden onu karşımıza aldığımızı, hatta düşman olduğumuzu anlarız.” Beyefendi bu şekilde içten içe uzaklaşıyor Csutora’dan. Ama asıl tetikleyici olay, Csutora’nın postacıyı ısırması ile başlıyor. Yaklaşık bir yıl önce aile onu arasına aldı, sadece evde değil hayatlarında da yer açtılar bu yabancıya. Sorumluluğunu üstlendiler, üstelik Puli cinsi köpek olacağına melez bir Kuvasz yabani köpeğe dönüştü. Hayal kırıklığına uğradıkları aşikar ama yine de ondan vazgeçmediler, alt sınıf muamelesi yapmadılar, hoşgörü ve cesaretlendirme, yol gösterme, yardım ve tedavi etme gibi her konuda paylarına düşeni yaptılar. Ama bu ısırma olayına beyefendi kayıtsız kalmadı ve Csutora’yı görmezden gelerek, yok sayarak cezalandırdı. Bu süreçte hanımefendi onun taş kalpliliği hakkında Csutora’yı doldurdu ve aslında içten içe kinlendirdi. Af dileyen köpek en sonunda sahibinden vazgeçti ve bir köpeğin yapabileceği en adi hareketi yaparak büyük bir öfke ve kinle tüm ev ahalisini sırasıyla ısırdı. Ve sonunda artık evden gitme vakti geldi.