Bu kitap ufkumu genişletti. İyiki okumuşum.
Sizden ricam bu kitabı okurken yavaş ve sindirerek okumanız, zira içindeki bilgiler çok çarpıcı. Okurken gerçekten vayy dediğim bakış açımı değiştiren noktalarla karşılaştım. Dili, psikolojiyi felsefik bir dille besleyen bir dil( en sevdiğim)
Kitabın konusu özsaygı, özsevgi, özdeğer gibi kavramların anlatılmasından oluşuyor.
Hepimizin bir gerçek benliği birde ideal benliği vardır. Ve ikisi arasındaki uçurum ne kadar fazlaysa benlik problemlerini o kadar sık yaşarız. Her insan özünde değerli doğar kendini değersiz hissetmez ama zamanla yaşadığımız kişiler ve deneyimler sayesinde bunu öğreniriz. Çocukken kendimiz olduğumuz için sevilmedik aksine cezalandırıldık bu yüzden sevilmek için onlara uyum sağlamayı öğrendik. Yani özsaygı dıştan içe doğru gelişti. Dışarıdakilerin sesi bizim iç sesimiz oldu. Ama yetişkinlikte bu süreç içten dışa doğru olmalı. Başkalarının sesi, fikirleri bizim sesimiz olmaktan çıkmalı artık.
Yazar o kadar güzel şeylere değinmişki mesela daha önceden de benimsediğim bir fikri görmek beni şaşırttı. O fikir şuydu; kendini sevmenin mümkün olmadığı. "Kendini sevmek mümkün değildir çünkü duygusal sürecin temel ilkesi özne nesne ikiliğidir ve bu ikili bu dinamikte mevcut değildir. " (peki nasıl diyorsanız kitabı okumak için güzel bir merak)
Kitapta en sevdiğim bölümler, özsevginin gelişimindeki temel sorunlar ve kendini sevmek aslında nedir ve nasıl ifade edilir.
Aynı zamanda yazar kişisel gelişimcilere de gönderme yapıyor ( Bu kısımda çok iyiydi) Daha yazacak çok şey var ama bence siz okuyun mutlaka ama mutlaka okuyun bana teşekkür edersiniz