8/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2025 54. kitabı
Merhabalar, bugün sizlere Emine Işınsu'nun Atlıkarınca romanının yorumuyla geldim. Emine Işınsu bu romanında “atlıkarınca”yı güçlü bir metafor olarak kullanır. Bu atlıkarınca, kim olduğunu ve ne istediğini bilmeden yaşayan; sahip olacaklarının hayaliyle, küçük hesaplar içinde savrulan insanları temsil eder. Sürekli dönüp duran ama aslında bir yere gitmeyen bu insanlar, inip çıkmaktan başka bir şey yapmazlar. Hayat onların elinden geçip giderken, onlar yaşadıklarını sanırlar. Oysa Işınsu’nun işaret ettiği şey tam da budur: Bu kişiler gerçekten yaşamaz, sadece hayatın etrafında dönerler. Roman, bu döngüye sıkışmış “aydın”ların yüzüne tutulmuş sert ama dürüst bir aynadır. Atlıkarınca, üç ana karakter etrafında şekillenen bir roman: Ressam Nurgün, Mehtap ve Merve. Hikâye, bu üç karakterin bakış açıları üzerinden ilerlerken dönemin ilişkilerini, aydın çatışmalarını ve bireyin kendiyle hesaplaşmasını gözler önüne seriyor. Emine Işınsu’nun kalemine zaten büyük bir hayranlığım var; bu romanda da dili, kurgusu ve karakter derinliğiyle beni içine çekti. Okurken sahneler gözümde canlandı, adeta film izler gibiydi. Severek, hatta akıp giden bir hikâyenin peşine takılarak okudum. Hayatın içinde dönüp durduğunu hisseden, sorgulamaktan korkmayan ve edebiyatta derinlik arayan herkese Atlıkarıncayı gönül rahatlığıyla tavsiye ederim. Emine Işınsu, bu romanıyla okurunu sadece bir hikâyeye değil, kendi durduğu yere de bakmaya davet ediyor.
AtlıkarıncaEmine Işınsu · Bilge Kültür Sanat · 2014112 okunma
26 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.