Bu kitap varya bu kitap. O kadar konuşuldu ki, bana resmen cinnet geçirtti. Yok Tugay Demir şöyle yakışıklı Tugay böyle kaslı, böyle centilmen... mecbur okuduk artık.
Ve kesinlikle bu kadar abartılacak yönü yoktu. Evet kitabın bazı yerleri gerçekten tatmin ediciydi, keyif veriyordu, sahneyi gözünüzde canlandırabiliyordunuz falan filan ama bunlar zaten ortalama bir kitapta olması gereken şeyler. Artık yazılan kitaplar o kadar niteliksiz olmaya başladı ki, normal şeyleri karşılayan kitaplar altın değerinde oldu.
Kitabın ele almaya çalıştığı pek çok şey vardı. Özgürlük, kadın hakları, adalet vs. Günümüzde çoğunlukla ihlal edilen bunca şeyin kitapta bu kadat net bir şekilde suratımıza vurulması çok hoşuma gitti. T.cize t.ciz deniliyordu en azından, güzellemesi yapılmıyordu. Etik değerlerimi ihlal etmiyordu kitap, bu beni ,uzun zaman sonra olanı olduğu gibi anlatan yazar görmek, çok gururlandırdı.
Krallık mükemmel baskıcıydı ben bile gerildim buradan. İnsanları harika baskılıyorlardı.
Yazarımızın hayal ettiği evren genişti. Distopik eser diyebiliyorum yani. Çok kafa yakmadı, ama bazı yerler gereksiz yere fazla uzundu. Çok fazla aşk okuduk bence. Bu daha ilk kitapta böylese ikide aman aman yani. Dışarıda katliam kopuyo eftelya tugaya yelteniyor tugay eftelyaya şiir yazmaya başlıyor işte yok hayat böyle güzel şöyle güzel gözlerin daha güzel gülümsemen güneş gibi özgürlüğümsün falan fistan. Tamam abi tugay böyle bir adam, edebiyat yapıp kafa yakmayı seviyor ama yani aksiyonlu sahnelerde bi anda bu aşk ve sevgi dolu cümleler araya girince heyecanım sönüyor.
Tugay ve eftelya ilişkisine dair bir iki eleştiri okudum ama ne yazdıklarını unuttum... galiba bu ilişkinin felaket sağlıksız olduğundan bahsediyorlardı. Olabilir. Yani herkes eftelyanın tugaya karşı zorunlu yakınlığından dolayı aşık oldu falan demiş. Yani arkadaşlar, tugay anlaşılan gerçekten yakışıklı birisi kızın hoşuna gitmiştir olamaz mı, tugay da üstüne titremiş aşık olmasın mı(!)
Tugay takıntılı gibi geliyordu bana aşırı tetiklendim... nitelikli s.pık gibi bir şeydi yani harbiden korktum. Tatlı değild, sevimli değildi romantik de değildi. Sıkıcıydı. Gericiydi. Korkunçtu. Kızlar gerçek hayatta böyle erkeklerden uzak duruyordur inşallah.
Eftelyayı sevdim. Cidden sevdim yani ki kitaplardaki kadın karakterleri (genelde ne garip ki erkek karakterleri de) sevmem ama eftelyada hoşuma giden bişey vardı. Eftelya mı eftalya mı? Galiba iki saattir yanlış yazıyorum. Mühim değil. Bişeyler yapmaya çalışıyordu en azından. O da yeterli bana.
Mahkeme sahnelerine bayıldım abi çok keyifliydi. Böyle adliyede falan geçen kitap bulsam kesin çok eğlenirim de normal hayattaki sistem bu kitaptaki gibi mi işliyor emin değilim. Olabilir. Keremi sevdim, güzel yazılmış bir kötü karakterdi. Kısmen salaktı. Tugay iyi yamulttu ağzını burnunu. Ama abi mahkeme sahnelwri harbi çok komikti. Entrika boldu, laf dalaşı da vardı. Tadından yenmez. Esra erol tadı vardı hafiten.
Örgüttekilerin dinamiği harikaydı. Yani baya eğlendim okurken. Ama örgüttekilerin örgütlenme sahneleri pek mantıklı gelmiyor kulağa. Yani bir sürü bomba momba yerleştiriyorlar araba çalıp kaçıyorlar ama Krallık onca adamı ve ekipmanı bünyesinde barındırıyor ama bunları bulamıyor...
Çok saçma yerler vardı bazen aklımdan şüphe ettim. Ama şu an hatırlamıyorum gece gece.
Genele bakacak olursak. Yazar hayal edebiliyor, olanı olduğu gibi yazabiliyor ama çok fazla devrik cümle kullanıyor. Kadın karakteri sevdim, gelişimde gösterdi. Tugay bir arpa boyu yol katedemedi benim için. Sevmedim. Çok da önemli değil benim yerime seven binlerce genç kızımız var ben seversem onlara ne kalıcak. Aşk konunun önüne çok geçiyordu, bunaldım. Tugay fazla edebiyat yapıyor. Yediği dayağa rağmen hala otoritesini sarstırmıyor mahkumlara ceket ilikletiyor orası ayrı mesele. Ortalamanın biraz üstüydü, yazarı ilk defa okudum ve muhtemelen de son olmayacak.