Gönderi

Ayrılmak Zamanı
10/10
·384 syf.··
2026 2. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 01 Ocak 2026 03:07
Hayat hep bağ kurmak ve ayrılmak üzerinde kuruludur diyor Tuba Karacan Başlamak sonlandırmak ve tekrar başlamak. Adeta bir sarmal gibi… Her insanın hayatında mutlaka yaşadığı ayrılıklar vardır, örneğin; sevgiliden ayrılma, doğumla beraber anne rahminden, o güvenli yerden ayrılma, bir çocuğun mezun olduğu okuldan ayrılması, bir şehirden ayrılıp başka bir şehre, doğduğumuz o evden ayrılıp yeni bir eve taşınma, ölüm ile gelen ayrılıklar… Bu kitabı okuyanlar sadece biten sevgili ilişkisini okumayacak, aynı zamanda biten ilişkilerin yada başlayan ilişkilerin, bugün olan her kopuşun yada bütünleşmenin temellerinin atılan yegane yerin doğduğu ev olduğunu ve atılan o temellerin kırılganlığının yada gücünün de etkisinin aslında oradan geldiğini fark edecek. Bu kitabı okuyanların yine fark edeceği başka bir konu; bulunduğumuz yeri terk etme cesaretini gösteremezsek yeni bir başlangıcın olmayacağını, hayata dair güçlenmenin yegane şeyin acı da olsa yaşanan ayrılıkların acısını tatmak zorunluluğunu, bazen tamamlanmak için eksilmemizin gerekli olduğunu fark etmemizi, hayatımızda yeni yollara çıkmak için ayrılıkların olmazsa olmazın gerçekleriyle yüzleşerek. 25. Sayfada: “Ebeveynleriyle kurduğu ilişkide en alacaklı hissedenimiz en kusursuz ilişkiyi arayacaktır.” diyor. Yani sevilmesi, kabul görmesi, onaylanması gereken yerde sevilmemiş, kabul görmemiş ve onaylanmamışsa insan ruhunda bitimsiz bir boşluk ve yoksunlukla hep kusursuzluğun peşinden koşacaktır diyor Tuba Karacan Ama ne nafile ki kusursuzluk diye bir şey yok bunu fark etmek var. Kitap imkansız aşklara dair, veda etmeden sessiz sedasız biten ilişkilere, dijital ayrılıklara, aniden ortadan kaybolan sevgililere, kavuşmadan ayrılan ilişkilere, ideal partner arayan kişilerin aslında öyle birinin olmadığının gerçekliğiyle yüzleşecek. “Ayrılığı bitirilmesi gereken bir süreç, yası ise çözülmesi gereken bir problem olarak görmek, yitimin yarattığı derin sarsıntıyı gündelik işlevselliğin ve duygusal hijyenin gölgesinde bastırmak anlamına gelir. Ne var ki bastırılan yas, silinmez. Sadece yer değiştirir, biçim değiştirir, dile gelmeyen bir sessizliğe dönüşür.” diyor s- 70’te Kitapta aşkın tasavvufi alanınada değinilmiş. Doğu ve batı arasındaki iki bakış açısıyla ele alınan aşkın halleri anlatılırken bir yerden tam kopuş için orada gerçekten bağ kurmamız gerektiğini salık veriyor. Okurken öyle güzel bir aydınlatma yaşattı ki bu konu. Gerçekten de ayrılamadığımız, kopamadığımız şeyleri düşününce orada gerçekten tam bir doyum olmadığı için gidemediğimizi, unutamadığımızı kopamadığımızı fark ediyor insan. “Mevlânâ’nın pergel metaforunda olduğu gibi, bir ayağı sabit olan âşık, ilahi aşka kök salarken, diğer ayağıyla bütün âlemi dolaşır. Ayrılık acısını ilahi aşkı dönüştürebilen kişi için her arayış bir ibadet her gözyaşı bir zikirdir. O artık sadece özlem duymaz; özlemin kendisini yaşar, onu varlığının özüne yerleştirir hatta ona dönüşür. Arzu burada bir boşluğu doldurma isteği değil, bizzat boşlukta kalmaya razı olma cesaretidir.’ S-53 “Tam bir teslimiyet tam bir kopuşa yol almak demek bir nevi” “Kendi becerilerine güvenmeyen, hayat amacını ötekinin söylemleri üzerine kuran, yetersizliğini örtmek için çabalayan kişiler alıştırma evresinde yeterince desteklenmemiş olanlardır.” S-88 “Sahip olduğu her şeyi bir gün yitireceği bilgisiyle yaşamak zorunda kalan, buna rağmen arzulamadan duramayan tek canlı insandır. Muhtemeldir ki kaybetmekten korkmanın, sıkı sıkıya tutunmanın, vazgeçememeyi sahip çıkmak sanmanın sebebi de bu ontolojik sırdadır. Ne var ki ayrılığın hakikati eninde sonunda insanı kıskıvrak yakalar. Bazen kendi isteğiyle bazen istemeden; hastalıkla, ölümle, ayrılıkla hiç bitmez sandığı ilişkiler biter, terk etmez sandıkları gider. Sevgide, hayatta ve ölümde, bütün ilişkilerden geriye sadece, “Yaşadım,” diyebileceğimiz anlar kalır.” 370 Bazı ayrılıklarda zorlanmamızın nedeni alışkanlıklar, bazıları ise fazlasıyla sevmiş olmak. Ayrılmak Zamanı alışkanlık ve sevgi arasındaki farkı, kalmakla gitmek arasındaki o ince çizgiyi bir çok kitapla ve tam 18 film örnekleriyle okurunun çözümlemesine yardımcı oluyor. Kitapta ilerledikçe insan kendi yaşamını ve hayatında yaşadığı ayrılıkları derinden düşünmeye başlıyor. Birlikte büyümekle, birlikte yıpranmak arasındaki farkı görmek için gözlerimizin açıyor. Gençlikte romantize edilen büyük aşklar, yaş ilerledikçe daha gerçek bir yerden okunuyor. Bu kitap, o ilişkiye bakarken şunu da düşündürüyor: Sevgi her zaman yetiyor mu peki? Peki ya ruhlarımıza yüklenen yükler? Yine bu kitap bize; insanın yaş aldıkça bazı hikâyeleri neden farklı okuduğunu, bazı filmleri neden artık başka hislerle izlediğini anlatıyor. Yani kitap o kadar yönlü bir çalışma olmuş ki kadın-erkek arasında olan her iletişim, bağ-kopuş tabirle mercek altına alınmış. Okudukça insan kendi yaşamındaki kendi ilişkilerine başka bir pencereden bakıyor. Şimdiden okuyacak olan herkese istifadeli ve keyifli bir okuma diliyorum. Kesinlikle her evin rafında olması gereken, düşüne düşüne, satırları çizile çizile okunmalı. Kitabın son sayfalarını okurken sanki Herkes Evine Dönmek İster kitabının tadı sardı beni. Her iki kitapta çok iyi ama Herkes Evine Dönmek İster benim için çok farklı, ayrılacağı olan bir kitap. İyiki yazdın Tuba Karacan Ve kitaptaki o 18 film: 1. Metin Erksan - Sevmek Zamanı 2 Spike Jonze - Aşk 3 Noah Baumbach - Evlilik Hikâyesi 4 Marc Webb - Aşkın 500 Günü 5. Wong Kar-Wai - Aşk Zamanı 6. Ömer Kavur(Yusuf Atılgan)- Anayurt Oteli 7. Ingmar Bergman -Bir Evlilikten Manzaralar 8. Mart Damon ve Ben Affleck - Can Dostum 9. Derek Cianfranke - Aşk ve Küller 10. Zeki Demirkubuz - Kader 11. Zeki Demirkubuz - Yazgı 12. Michel Gondry - Sil Baştan 13. Revolutionary Road - Hayallerin Peşinde 14. Abbas Kiyarüstemi - Aslı Gibidir 15. Richard Linklater - Gün Batımı 16. Krzysztof Kieslowski - Üç Renk Üçlemesi 17. François Truffaut - Penceredeki Kadın 18. Asghar Farhadi - Bir Ayrılık
Ayrılmak ZamanıTuba Karacan · Everest Yayınları · 202541 okunma
··
433 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.