Paramparça, Almanya’nın adli tıp uzmanlarından Michael Tsokos’un, Andreas Gößling ile birlikte kaleme aldığı ve gerçek bir olaydan esinlenen Fred Abel serisinin ilk kitabı. Tsokos’u daha önce Sebastian Fitzek’le yazdığı Kesik ile tanımıştık. Bu seride ise yoluna Andreas Gößling’le devam ediyor. “Kim bu Gößling?” diye merak edip araştırınca, ülkemizde yayımlanan Ejderha adlı kitabının olduğunu gördüm.
Kitap, Paris’ten Berlin’e, Londra’dan başka şehirlere uzanan bir seri cinayet zincirini anlatıyor. Kurbanlar yalnız yaşayan yaşlı kadınlar. Adli tıp uzmanı Fred Abel dosyaya dahil olduğunda, bu vakanın hayatını altüst edeceğinden habersizdir. Şüphelerin eski bir dostuna yönelmesiyle soruşturma, onun için mesleki bir görev olmaktan çıkar ve kişisel bir hesaplaşmaya dönüşür.
Hikâye hem katilin hem de Fred Abel’in gözünden anlatılıyor. Fred, arkadaşının katil olduğuna inanmaz, üstelik arkadaşının küçük kızı ölüm döşeğindedir ve son isteği babasını görmektir. Bu durum Fred’i harekete geçirir. Kitabın başındaki birçok vaka ve personel yetersizliği derken Fred kendini bir anda olayların tam ortasında bulur. Fakat ne bulmak… Otopsi yapması gereken adam, ülke ülke gezip dedektifliğe soyunur, sorgulara girer, kahramanlık peşinde koşar.
Kitapta eleştirdiğim o kadar çok şey var ki hangi birini yazayım. Adli tıp uzmanı Fred Abel’in dedektifçilik oynaması, seri katilin peşine düşmesi falan bana çok absürt geldi çünkü adli tıpçının yapması gereken şey otopsi yapıp polislere cinayeti aydınlatacak ipuçları vermek. Üzerine bir de ablası ile sorunları, eski aşk, çocuk sahibi olamama gibi şeyler eklenince maalesef “Biz ne okuyorduk?” hissi kaçınılmaz oluyor. Yan hikâyeler ana soruşturmanın önüne geçtiğinden tempo zaman zaman sekteye uğruyor. Finaline ise diyecek söz bulamıyorum. Şöyle bir ters köşe yaz be kardeşim. Yok. İlla okurun sabrıyla oynayacak. Lafı dolandırarak, her telden çalarak bizi kitapla başbaşa bırakıyor.
Fred Abel serisi;
1- Paramparça
2- Çürük
3- Kırık
4- Yırtık
5- Bölünmüş