Gönderi

Başlık bilmiyorum, inceleme mi... Bir önemi yok zaten!
9/10
·188 syf.··
Beğendi
·
2025 17. kitabı
·
115 günde okudu
·
Okunma: 25 Aralık 2025 11:41
Bir kerede, kurduğumuz planımız rast gitmez mi? Ahh, lanet mi okumalıyım şu zamana? Yoksa susmalı mıyım, susup da her şey normalmiş gibi devam mı etmeliyim? Bilmiyorum. Ama artık bir önemi yok. Gerçekten, olan oldu. Değiştiremedim olanı zamanında olmuş olmamışken! Her neyse... Çok üzgünüm kitabı çok bir zamanda bitirdiğim ve okuduğum zamandan incelemesini yaptığım zamanın arasındaki çokluk sürecinden. Başım ağrıyor. Sürekli yeni düşünceler... Ve onların getirdikleri... Ne hâle getirdiler beni! Bir isim yankılanıyor zihnimde, deli midir bilmem. Herkes deli diyor kendisine. Deli diyenler, onun deli olduğunu nereden bilebilir ki? Bir delinin deli olduğu nasıl anlaşılır? Yaptığı boş veya ahmakça hareketlerinden, ağzından çıktığı hezeyanlarından mı anlaşılıyor delilik? Kimisi de deliliğin bilgelik olduğundan bahsediyor ve sırf bu düşünceyi savunmak ve dışarıdakilere sunmak için sayfalar dolusu kitap yazıyor! İşin garibi, bunu bir seyahatte yazıyor. İnanılır gibi değil! Ama inanıyoruz işte. Sahi kimdi bu deli ya da bilge? Aksenti İvanoviç Poprişçin. Kendisini tanıdığımda hayatı o kadar karmaşık ve darmadağındı ki... Ne hâle getirmişler onu! Ah! Günleri, tarihleri bile karıştırır olmuş. O subay olacak adam yok mu? Gerçekten onu bu hâle getiren bu subay mı olmuştu? E hayalleri yıkılmıştı. Her şey altüst olmuştu onun için. Ah, şu insanlar! Ne kadar da vicdansızsınız sizler! İnsanların hayatlarını karartmada bir numarasınız. "Salaklar" mı demeliyim ben de? Belki de demeliyim. Ama hayır, hepsi de vicdansız! Vicdansızlıkla beraber düşüncesiz. Nereden bilecekti ki subay? Subay fark etmese de birileri fark etmiş olmalı. Zaten kimse farketmemişse, ortada anlama kabiliyetinden yoksun birçok insan olmalı. Bakışlar her şeyi belli eder zira. Kelimeler çıkmayabilir ama kelimelerin oluşturamadığı cümleleri en iyi gözler de oluşturur. Alfred anlamıştı Werther'i. Bilerek onun hayatını karartmak istemedi. Ama varlığı bitirdi hayatını Werther'in. Aldı eline o kahrolası kara aleti ve tak! Gecenin karanlık sessizliğinde yalnızca o tak sesi yankılandı ve o yankılanmayla bir adamın hayatı bitti. Melankolinin getirdiği tek sonuç bu oldu. Yaşlar da eksik olmadı tabii.. Oysa Alfred yaşlar dökülsün istememişti, engellemeye çalıştı ama nafile. Olan olmuştu artık. Böyle insanlar da var. Alfred gibi düşünceli, Werther gibi melankolik. Şimdiyse önümüzde Yakov Petroviç Golyadkin var. Hah! Bir sivilce çıksa yüzünde hayatı kararacak olan Golyadkin. Kimi kendisine Poprişçin'e dedikleri gibi deli diyor, bense Werther gibi melankolik -ki onu melankolik yapan aşk değil- ve... Ah! Kahretsin, ne diyeceğim aklıma gelmedi. Her neyse, bir önemi yok. Önemi olsaydı zaten, muhakkak aklıma gelirdi. Nasıl da kaçtı aklımdan, dilimin ucundan! Neyse. Ama bunun tamamlamam lazımdı, şimdi her şey eksik kalacak! Belki de bu durum karşısında gülecekler bana, zayıf ve gülünç bir duruma düşeceğim. Alay konusu olacağım. Belki de bundan sonra bir şey söyleyemeyeceğim, söylesem de hakir görülecek ve bir değerim kalmayacak. Ne yapmalıyım şimdi? Düşünüyorum, düşünüyorum ama aklıma bir fikir gelmiyor. Beni bu durumdan kurtaracak herhangi bir şey, bir fikir ya da başka bir şey yok mudur acaba? La'net olsun! Her şey beni buluyor zaten. Amaann, ne olacak? İstediklerini desinler, kahkaha koparsınlar ortalığı inleterek! Hayır hayır! Benim acilen bir şey yapmam lazım. Ne yapmalıyım? Rezil oldum. İnsanlara çarparak şu kapıdan hızlıca çıkıp eve gitmeliyim en iyisi. Evet evet, en iyisi bu! Başka çarem yok. Nihayet, insanların yüzüne bakmadan hızlı bir şekilde bulunduğum ortamdan dışarıya çıktım ve bir araba tutarak eve gittim. Nihayet eve geldim. Ahh, şu olay... Keşke her şey bir rüya olsaydı. Belki de eve gelmemeliydim. Başım dik, kendimi çok hızlıca toparlayarak sözüme devam etmeliydim. Yapabilirdim bunu! Niye geldim ki? Gelerek kendimi daha da küçük düşürmüş oldum. Bundan sonra dışarıya bile çıkamayacağım. İnsanların yüzüne bakamayacağım. Ahh, ne kadar da aptalın tekiyim ben! Oysa sadece Golyadkin'in ruh hâlini belirtmek istemiştim ve belirttim de! İster gülün, ister garipseyin. İsterseniz bana deli deyin Poprişçin ve Golyadkin'e dediğiniz gibi! Fakat durum sadece bundan ibaret değil. Kimliğimiz belirli mi bizim? Ne olduğumuz? Kimle, hangi benle konuştuğumuz? Belki Ferhatla, belki Sinanla, belki de mahlasım Hüsrev ile... Neyse, bunun bir önemi yok! Önemsenmiyor çünkü. Çünkü herkes "deli" diyor ve konuyu bitiriyor. Hah! Bir de bazı kesimler var, rollenmek diyor. Çok gülerim ben buna! Sosyal medyada paylaşıyorlar: bir deniz kenarı erkekler, rollenmeyen bizden değildir diye. Hahaha! Komedyenler midir nedir bunlar? Söyleyin bakalım, benlik parçalanmasının veya içsel yabancılaşmanın ne rolü vardır? Paranoid'in rol olduğu nerede görülmüştür? Neyse, bunun bir önemi yok. Açıklamaya hiç gerek yok çünkü bu sözler onlara gitmeyecek. Konuyu fazla uzatıyorum, farkındayım bunun ve sizlerden özürler diliyorum. Sözde bir incelemeydi, daha çok eleştiri oldu sanırım. Fakat her şeyi anlattığımı düşünüyorum. Bir insanın ruh hâli... İnsanlar... Talih... Erdemin yokluğu ve daha neler neler! Öneriyorum size, okuyun. Sadece "Öteki"yi değil; okumadıysanız eğer "Bir Delinin Hatıra Defteri", "Genç Werther'in Acıları"nı da okuyun. Yunan Mitolojisine hakimseniz "Deliliğe Övgü"yü de okuyun. Okuyun. Buraya kadar, yani yazımın sonuna kadar okuyanlara teşekkürlerimi iletiyorum:) Ferhat Sinan Sandal Öteki Fyodor Dostoyevski
Edebiyat
ÖtekiFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202530,4bin okunma
·
87 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.