·116 syf.····Okunma: 02 Ocak 2026 00:03 Siz hiç çiçek büyüttünüz mü?
Bir o kadar zahmetli ama bir o kadar da insana huzur veren seylerden biridir çiçek bakmak. Bir gün bile suyunu geciktirseniz toprağı çatlamaya, yapraklarını süzmeye, rengini salıvermeye başlar hemen. Bir insanı görmezden gelmek, onu yok saymak, onu bir şeylere mecbur etmek, ona seçim hakkı sunmamak da bir çiçeğe yapılan bu kötülükten farksızdır.
Çiçekler rengarenk halleriyle evimize, çevremize, yaşadığımız her yere hem kokulariyla hem de o etkileyici halleriyle bizi nasıl da büyülerler değil mi?
Peki bir çiçeğe baktığınızda onunla empati yaptığınız oldu mu?
Bir çiçek bir insan. Aynı kaderi yaşayan iki farklı canlı. Bir insanın hayatından ailesini, dostluklarını, aşkını, yuvasını onu var eden her şeyi alırsanız geriye o insandan ne kalır? Kuru bir can...
Bir çiçeğin suyunu, toprağını, sevdiği köşeyi, sevdiği insani alırsanız o çiçekten geriye ne kalır? Kuru bir kök...
Melisa Kesmez'den okuduğum ilk kitaptı ama son olmayacağına eminim. Bu tarz hikayeler beni benden alıyor. Dilinin sadeliği, cümlelerin kısalığı ve yazarın samimiyeti. Yemyeşil bir ormanda oturdum da yazarın bana sen hiç çiçeklendin mi sorusunu duyar gibi oldum. Enfesti tek kelimeyle.
Kitapla ilgili spoi vermek istemiyorum.O yüzden detaya inmeden konuşacağım
Kitabın hikayesi hepimizin de başına gelebilecek bir ölümle başlıyor. Ölüm bir son mudur? Ölümü sadece ölen kişi mi yaşıyor? Ölüm yeni bir benin başlangıcı olamaz mı?
Adı Türkan olan kahramanımızın kocasının ölümünden sonra kendi hayatının yolculuğunu yapmasını anlatıyor.Bir yas bu kadar temiz bu kadar sabırlı ve sakin anlatılabilirdi. Türkan, " süslü, dikkat çeken,güzel kız, kraliçe " gibi anlamlara geliyor. Peki Türkan hayatında kaç kez dikkat çekmiş, kaç kez ayna karşısına geçip kendini güzel bulmuş?
İnsanın başından geçenler ne yazıkki onu bazı şeyleri yaşamaya mecbur bırakıyor ve bir süre sonra bu mecburiyetin içinde esir hayatı yaşamaya başlıyor. En kötüsü de kişinin kendine layık gördüğü esaret değil mi? Çaresiz bir kabulleniş...
48 yaşından sonra insan kendini bulsa ne olur ki demeyin. 48 yaşındasın ama şimdi daha güzelsin be Türkan.
Bir çırpıda okuyabileceginiz bu kitabı göz ardı etmeyin derim.