“Kendimizi küçültmeden, bayağılaştırmadan sevebileceğimiz kadar üstünlükleri olan bir erkeğe rastlamak kolay mı? Öyle bir erkeği bulmak en büyük mutluluktur; öylesini iki kez bulmamız da olanaksızdır.”
Bu kez büyük bir alıntı ile başlıyorum kitabıma.
Çünkü kadınlar olarak hepimizin -muhtemelen- ikili ilişkilerde isteğimiz aşağılanmadan, küçümsenmeden, güzel huylarımızdan uzaklaşmadan sevilip sevmektir.
(Erkeklerin de isteği öyle elbette ama şu an kitabımız adı üstünde İki Yeni Gelinin Anıları (': )
Kitap manastır dönemlerinden beri dostlukları devam eden iki yakın arkadaş Louise ve Renée'nin, 18 yaşına girdikleri için manastır hayatlarının bitip ailelerinin yanlarına döndüklerinden sonra birbirleriyle mektuplaşmalarından oluşan bir mektup-roman.
Louise zengin bir aileye sahip olan, balolardan çıkmak istemeyen, Paris sosyetesine kendini itinayla tanıtan ve “aşk için her şey mübahtır” diye düşünen havalı ve aynı zamanda havai genç bir kızdır.
Renée ise orta halli bir aileye sahip olup, aşktan çok mantığını ön plana alan, bu konuda ileriye dönük her türlü yatırımı hesaplayan genç bir kızdır.
Bir gün Renée mektubunda kendisinden yaşça büyük birisiyle evlenmek üzere olduğundan bahseder, evliliği elbette mantık evliliği olacaktır.
Yaş farkına rağmen birbirlerine olan saygıları hiç azalmamış, zamanla da birbirlerine aşık olmuşlardır.
Bu evlilikten zaman içinde 3 çocuğu olan Renée'nin hayat yüzüne gülmüştür.
Fakat aynı şey Louise için geçerli olabilmiş mıdır acaba?
Aşkı tutkulu bir şekilde yaşamayı tercih eden Louise, her zaman aşık olunan bir kadınken bir gün aşık olur.
Sevgisi onu yavaş yavaş zehirleyip en sonunda kuşku batağına çeker.
Kuşkusu öyle bir büyür ki, artık akıllıca düşünmek için bir sebep yoktur.
Kitabı çok beğendim.
Aşırı akıcı, meraklandırıcı bir konusu var fakat sonu beni çok üzdü.
Herkesin sevip sevmeyeceğini bilmiyorum ama Balzac'ın açık iletişimin ne denli önemli olduğunu vurgulaması ile gönlümü kazandı 🩷
. İki Yeni Gelinin AnılarıHonore de Balzac