Puan vermedi·191 syf.··
2026 1. kitabı
Frederic Gros & Yürümenin Felsefesi Başlığa bakarak bunun bir felsefe kitabı olduğunu düşünmeyin. Lakin şöyle bir ayrımı da söylemekte yarar var, fikir yahut deneme kitapları birazcık felsefe barındırır içinde. Yazar, yürümenin detaylarını, biçimlerini, hissettirdiklerini, anlamını ve kapsamını ele alırken edebi bir üslup kullanmakla beraber fikirlerini de önplana çıkardığı için bu kitap hem fikir hem felsefe hem edebiyat hem de tarihi bilgiler barındırıyor. Kitap, bahsedilen yazarların hayatlarından kesitler sunarken bilhassa onların yürüyüş deneyimlerinden söz ediyor. Nietzsche, Rimbaud, Rousseau, Thoreau, Nerval, Kant ve Gandi. Hepsinin yürümeye dair farklı deneyimleri var. Yazar bunları cok güzel derlemiş ve okuyucuyu bunaltmadan tatlı tatlı aktarmış. Okurken dalıp gidiyorsunuz. Kendinizi kimi zaman kalabalıklar içinde, kimi zaman dağ başında, kimi zaman gizemli bir vadide, kimi zaman ormanın derinliklerinde buluyorsunuz. Yürümeyi seviyorsanız bu kitabıda seveceğinize eminim, tavsiye ederim Yürümeye dair şuraya Cahit Zarifoğlu'ndan bir cümle (çok sevdiğim) ekleyeyim: "Arkadaşlarımı bilmiyorum ama yürüyüşler çok verimli benim için. Hem dışarıda görünüyorsun hem içeriye kaybolabiliyorsun." * Alıntılar * * "Yürümek öncelikle erteleme özgürlüğü sunar. Şöyle bir dolaşmaya çkmak bile endişelerin ağırlığını hafifletmeyi, işleri bir süreliğine unutmayı sağlar." * "Bu erteleme özgürlüğünün sevinciyle yola çıkmaktan dolayı mutlusunuzdur, diğer taraftan geri dönmekde mutlu eder sizi. Parantez içine alınmıs bir mutluluktur bu, bir iki günlük kaçamak ỵapma özgürlüğüdür. Geri döndüğünüzde hemen her şey bıraktığınız gibidir. Eski alışkanlıklar kaldıkları yerden devam eder: hız, kendini ve başkalarını ihmal etme, telaş ye yorgunluk. Sadeliğin büyüsü bir yürüyüş sürmüştür." * "Açık havada dü nyaya ve insanlara yukarıdan bakarak yürürken yazar (Nietzsche), hayal kurar, keşfeder, kendinden geçer, buldukları karşısında ürker, altüst olur ve aklına gelen fikirlere kapılır" * "Bazen de sadece "hava almak" için dışarı çıkarsınız; kendinizi nesnelerin ve duvarların hareketsizliğinin ağırlığından kurtarmak için. Çünkü içeride fazlasıyla bunalırsınız, günes yukarıda parlarken "soluklanmak" istersiniz; bu ışıktan mahrum kalmak haksızlık gibi gelir size. Elbette bir yerlere gitmek için değil, sadece dışarıda olmak, bahar esintisinin ferah serinliğini ya da kış güneşinin narin ılıklğını hissetmek için dolaşmaya çıkarsınız. Bir fasıla, idareli bir mola.." * "Yavas yavaş yürüdüğünüz günlerse çok uzundur.... Acele ettiğinizde zaman türlü türlü şeyin hicbir düzen olmadan tıkıştırıldığı bir çekmece gibi çatlayacak kadar dolar." * "Zamanın esnemesi mekânı derinleştirir. Yürümenin sırlarından biridir bu: Manzaraya, onu her adımda biraz daha tanıdık kılan bir yavaşlıkla yaklaşmak. Tıpkı dostluğu derinleştiren düzenli görüşmeler gibi." * "Nereye gidersek gidelim, hoşçakal burası..." * "Doğaya dalıp gitmek dikkatinizi dağıtır. Her şey sizinle konuşur, sizi selamlar, sizden ilgi ister: ağaçlar, çiçekler, yolların rengi. Rüzgârın iniltisi, böceklerin vızıltısı, derelerin çağıltısı, adımlarınızın sesi... hepsi varlığınıza yanıt veren mırıltılardır. Yağmur da öyle. İnce, yumuşak bir yağmur şaşmaz bir refakatçi; rengini, ahengini, eslerini dinlediğiniz bir mırıltıdır: taşa düşen damlaların o kendine has şıpırtısı, hızı değişmeyen yağmurun ezgilerle örülmüş uzun sicimleri. Tefekkürün mutlak kavrayışıyla bize sunulan onca şeye şahitlik ederek yürürken yalnız kalmak mümkün değildir." * "Dedikleri gibi, yürümek "kafayı boşaltır". Diğer ta- raftan yürümek zihni başka bir amaçla doldurur. Fikirler veya doktrinlerle değil, tıka basa cümlelerle, alıntılarla, teorilerle de değil, dünyanın mevcudiyetiyle doldurur." * "Kalp ve toprak dışında bir enerji kaynağı daha vardır: manzaralar. Yürüyüşçüyü çağıran ve evinde hissettiren de budur: tepeler, renkler, ağaçlar... Tepelerin arasında kıvrılan patikanın büyüsü, sonbaharda lâl ve altın rengi örtülere bürünmüş üzüm bağlarının güzelliği, zeytin yapraklarının bulutsuz yaz göğünün altındaki gümüşi pırıltısı, birbirinden muntazam bir şekilde ayrılmış buzulların heybeti... Tüm bunlar destekler, taşır ve besler insanı." * "yürüyüş, hüznü dindirmez. O iyileştiren gücünden, enerjisinden eser yoktur. Hüznü yok etmez, dönüştürür. Çocukların bildiği ve kullandığı bir simyadır o; kederi sulandırıp onunla yıkanmak için kendinizi suya bırakır gibi yürürsünüz. Hüznünüzün açık havada uzaklara yelken açmasına izin verirsiniz; kendinizi bırakırsınız."
Yürümenin FelsefesiFrédéric Gros · Kolektif Kitap · 20209,1bin okunma
·
58 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.