Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Otomatik Portakal Anthony Burgess & Otomatik Portakal
Merhaba, İngiliz yazar Burgess'in romanı 1961'de yayımlanmış dilimize 1982'de çevrilmiştir. Distopik bir kurguya sahip olan kitap üç bölümden oluşmaktadır. İlaveten roman 1971'de aynı isimle sinemaya uyarlanmıştır.
Romanın baş karakteri Alex henüz 15 yaşında ama tam bir suç makinası. Onunla beraber bir çetesi var. (Ve onlar gibi bir cok cete var o toplumda) Aklınıza gelebilecek ve aklınızın almayacağı her türlü kötü fiil hayatlarının normali olmuş dahası bundan zevk alıyorlar. İlk bölüm onların yaptığı bu kötülükleri anlatıyor. Dili rahatsız edici, argo, küfür, müstehcenlik yoğun bir şekilde var ve bu bakımdan ciddi bir eleştiriye maruz kalmış kitap. Şahsen benimde eleştirdiğim bir husus bu. Çünkü roman okurken bir edebi dil hayali kuruyorsun, bu bazen dil bazen kurgu olarak ortaya konuyor. Malesef bu kitap edebi dilden çok uzak.
İkinci bölümde Alex'in hapis hayatı konu ediniyor. Ve orada bir deneyde kobay olarak onu seçiyorlar. Amaç onu "iyi insan olmaya zorlamak". Tercih hakkı elinden alınan ve kitabın adından mülhem otomatik bir portakala dönüşen Alex aslında iyi olmayı seçmemiş, seçtirilmiş oluyor. Bu da ona uzun vadede bir yarar sağlamıyor. Toplumun devlet eliyle böyle bir durumla karşı karşıya bırakılması bir bakıma insanların özgürlügüne ket vurulması anlamını taşıyor. Bu kısımda devlete, yönetim sistemine, demokrasi, özgürlük gibi kavramlara, insanların tek tipleştirilmesine eleştiriler yer alıyor.
Son bölümde ise deneyle ıslah edilmiş Alex'in topluma tekrar kazandırılması aşaması ve yaşadıkları konu ediliyor.
Yakın zamanda suça sürüklenen çocuk ifadesini ve bu konudaki tartışmaları bilen biri olarak kitaptan çıkarımım şu oldu; bir insanın iyiyi ya da kötüyü tercih etmesinin devlet mekanizması tarafından
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113,2bin okunma
Feyza KartopuSinek Sekine ve Oldukça Tuhaf Günlüğü
Feyza Kartopu & Sinek Sekine ve Oldukça Tuhaf Günlüğü
İkibinyirmiyedi'de 40'a merhaba diyecek birinin çocuk kitabı okuduğuda nerde görülmüş diyenler olabilir ama ben ruhu hep çocuk kalanlardan biri olarak ve bununla birlikte yaklaşık dört buçuk yıldır çocuklarına kitap okuyan biri olarak şöyle derim. "Bilseniz ne kadar eğlenceli " .
Sakine Hanımı sevdim, tabi Sinek Sekine'yide. Romanın verdiği hissiyat biraz hüzün, biraz umut oldu yüreğimde. Kocaman bir yalnızlık (Pencere önü yalnızlığı desek daha doğru olur sanki.) içinde kendine inşa ettiği 'tik tak tik tak' adeta saat gibi işleyen ama tat tuz vermeyen bir hayattı Sakine Hanımınki. Sinek Sekine ise sığınacak bir liman aramış ve nihayetinde başlarda korkup güvenmesede sonrasında dostluğun sıcaklığıyla ruhu sarmalanmış ve kendini bu güvenli limanda huzur içinde yaşar bulmuştu. Bir sineğin gözünden dünya nasıl bir yer acaba dediğimizde cevap verecek bir kitabın olması hem de böyle güzel yazılmış bir kitabın olması büyük şans yazanın, çizenin eline emeğine sağlık
*Alıntılar *
*"Merakı okuyucunun yakasına yapıştır, gerisine karışma!"*
*"Sıradan bir şey oldu... bir çiçek açtı!... işte kutlanacak bir şey!"*
*"İyi arkadaşlar, kelimeler olmadan da konuşur"*
*"Tepeye bir sonraki gelişimde, bir yere, ikinci kez aynı kişi olarak gelinmediğini anladım."*
Hayat sanki hep hikaye.
Sevgiyle