Gönderi

"Ben yazdığım kadar yaşarım"
10/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Ocak 2026 20:59
Bizim Kemalettin Tuğcularımız vardı Acıklı öykülerimiz Ama onurlu Ve gururlu Yoksulluklarımız... Yılmaz Erdoğan İlk defa bir Kemalettin Tuğcu kitabı okuma şansım oldu. Çocuk kitapları alanında yazan biri olmasına karşın; çok başarılı bir kurgu ve karakter tasarımı ve harika bir anlatım yeteneği var. Çok beğendim. Şairin saygıyla bahsettiği bu yazarı çok okumak istiyordum, bu güne nasipmiş. Ah evet, Kemalettin Tuğcu... (1902-1996. İstanbul) Ayaklarındaki rahatsızlık yüzünden, hayatının ilk 25 yılını Çengelköy'de, dedesinden kalma bir köşk içinde geçirdi. Hiç okula gitmedi hiçbir öğretmenden ders almadı. Buna rağmen kendisini yetiştirmiş ve tercümeler yapacak kadar Fransızca öğrenmiştir. O ismin geçtiği yerde hep biraz hüzün, biraz da buruk bir nostalji vardır. Gerçekten de "bizim" diyebileceğimiz, kendine has bir ekolü vardı. Neredeyse her çocuğun yolu bir şekilde onun o ince, sarı saman kağıtlı kitaplarıyla kesişmiştir. Hikayeleri genelde çok acıklı, dramatik ve zorluklarla dolu olsa da, arkasında hep bir "hayata tutunma" mücadelesi olurdu. Sokakta kalan çocuklar, üvey anne/baba zulmü, yoksulluk ama her şeye rağmen onurlu kalma çabası... Bir nesli erkenden olgunlaştıran, belki de biraz erkenden hüzünle tanıştıran yazardır. Bu kitabında milli değerleri milli sanatçılarımızı defalarca kez anarak; 75 yaşındaki varlıklı bir adamın kukla dükkanı açmasıyla hayatının son demlerindeki mutlu olma çabasını anlatıyor. Bir aile hikayesi ve bu aile içerisinde bulunan yaşlı adamın alanının daralmasıyla mutluluğunu kuklalar yaparak bulma çabasını okuyoruz. Damla Yayınevi'ne çok teşekkür ediyorum böylesi harika bir kitap tasarımı gerçekleştirdiği için. "MEB 100 TEMEL ESER" içerisinde olan çok değerli bir öykü.
1000Kitap
KuklacıKemalettin Tuğcu · Damla Yayınevi · 2012883 okunma
·
125 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.