Puan vermedi·124 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Doppler’i okurken aslında bir adamın ormana kaçışını değil, modern hayattan usul usul vazgeçişini okudum. Andreas Doppler’in bisikletle düşmesi bana göre fiziksel bir kaza değil, zihinsel bir uyanıştı. O düşüşten sonra her şeyin ne kadar anlamsız, ne kadar gürültülü ve ne kadar “fazla” olduğunu fark edip sırtını şehre dönmesi çok tanıdıktı. Ormanda yaşamaya başlaması, doğayla kurduğu ilişki ve özellikle Bongo’yla olan bağı beni en çok etkileyen yerlerden biri oldu. Bongo sadece bir geyik yavrusu değil; Doppler’in vicdanı, yalnızlığı ve insan olma hâliydi. Modern dünyayla bağını kopardıkça, aslında insanlığını daha çok hatırlaması ironikti. Kitap boyunca tüketim alışkanlıklarımız, rollerimiz, babalık, erkeklik ve “normal” denilen hayat sorgulanıyor ama bunu bağırarak değil; sakin, yer yer absürt ama çok yerinde bir mizahla yapıyor. Gülümserken bir anda durup kendi hayatıma baktığımı fark ettim. Doppler bana şunu düşündürdü: Daha az şeye sahip olmak gerçekten daha özgür hissettirebilir mi? Bitirdiğimde kitabın sesi yükselmedi ama etkisi uzun süre kaldı. Sessizce rahatsız eden, sade ama derin bir kitaptı.
DopplerErlend Loe · Yapı Kredi Yayınları · 202412,6bin okunma
·
17 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.