8/10
·464 syf.··
2024 11. kitabı
“Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü; hem akıl çağıydı hem aptallık çağıydı, hem umut baharıydı hem de umutsuzluk kışıydı…” İki Şehrin Hikâyesi, Fransız Devrimi dönemini arka plana alarak insan doğasının en derin yanlarını anlatıyor. Dickens bu kitapta sadece bir dönemi değil, aynı zamanda adalet, sevgi, vicdan ve fedakârlık gibi kavramları da ustaca sorguluyor. Her sayfasında o dönemin kaosunu, korkusunu ama aynı zamanda umudunu da hissediyorsunuz. Dili zaman zaman yoğun olsa da, anlatımı o kadar güçlü ki bir süre sonra sanki kendinizi o dönemin sokaklarında buluyorsunuz. (İlk 100 sayfayı atlattıktan sonrası kolay.)Karakterlerin yaşadığı iç çatışmalar, insanın kendi vicdanıyla hesaplaşmasını hatırlatıyor. Tarihi romanları çok severim ve bu kitapta da anlatılan duygular, tarihin ötesine geçip insanın kalbine dokunuyor. Charles Dickens bence burada sadece bir hikâye anlatmamış, insanın karanlıkla ışık arasında gidip gelen yanını göstermiş. Okurken hem düşündürüyor hem de derinden sarsıyor. Gerçek bir klasik. Kitabın sonu ile ilgili diyecek çok sözüm var ama spoiler olmasın diye susmayı tercih ediyorum. Bu arada okuduğum kitaplar arasında en güzel giriş cümlesine sahip kitap diyerek yorumumu noktalıyorum. Kitaplarla kalın efenim bizi okumak kurtaracak
İki Şehrin HikâyesiCharles Dickens · Can Yayınları · 202376,6bin okunma
·
26 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.