İlham Çobanı, Tuğba Coşkuner’in önceki kitaplarını okumuş bir okur için maalesef güçlü bir yenilik sunmuyor. Yazarın cümle yapıları, diyalogları ve anlatım kalıpları neredeyse birebir tekrar ediyor. Bu durum, metnin daha ilk sayfalarından itibaren “tanıdık” ve yer yer tekdüze bir his uyandırıyor.
90 sayfalık kitabın yaklaşık ilk 50 sayfası hikâyenin girişine ve çeşitli tanımlamalara ayrılmış. Asıl olay örgüsü ise oldukça kısa tutulmuş ve yeterince derinleştirilememiş. Bir olay anlatılmaya başlanırken aniden başka bir olaya geçiliyor; o olayın içinde de farklı bir konuya değinilerek okur sürekli ana anlatıdan uzaklaştırılıyor. Bu daldan dala atlayan yapı, hikâyeye odaklanmayı zorlaştırıyor.
Kitap ne tam anlamıyla bir yetişkin kitabı ne de başarılı bir çocuk kitabı hissi veriyor. Anlatımın dağınıklığı ve konunun toparlanamaması, çocuk okurlar için de takip edilmesi güç bir metin ortaya çıkarıyor. Okurken, dikkat dağınıklığı yaşayan birinin anlattığı bir hikâyeyi dinliyormuş hissi oluşuyor.
Sonuç olarak İlham Çobanı, potansiyeli olan bir fikir barındırsa da anlatımın kontrolsüzlüğü, tekrar eden üslup ve zayıf olay örgüsü nedeniyle beklentiyi karşılayamayan bir kitap olarak hafızamda kaldı.